Karaman Belediyelerine ve İl Özel İdaresi'ne teşekkürü bir borç biliriz.
A-su Su Arıtma Sistemleri (Oğuzhan Çetiner)

Özel İdare'den Belediyelere Destek
Karaman İl Özel İdaresi, ilçe ve belde belediyelerinin içme suyu depolarına klorlama cihazları taktı.
İl Genel Meclisi Başkanı Ertuğrul Çalışkan yaptığı açıklamada;
"İlçe ve belde belediyelerimizin içme suyu depolarına İl Özel İdaremiz, İl Genel Meclisi'mizin kararı ile klorlama cihazları takmıştır. Bu şekilde İl Özel İdaresi tarafından köylerimizin içme sularının sağlıklı bir şekilde vatandaşlarımıza sunulması için 2009 yılında başlattığı çalışmalarını İlçe ve belde belediyelerini de kapsayacak şekilde genişleterek Karaman halkına hizmet sunmaya devam edecektir.
Böylece Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre vatandaşlarına içme suyu hizmeti götürülürken ortaya koyduğu kriterleri esas olan İl Özel İdaremiz bu yönde çalışmalarını devam ettirecektir." dedi.

Kaynak: Karaman Haber

Uzmanlar evlerdeki gizli tehlikeye karşı uyarıyor: Damacana pompaları haftada 1 kez dezenfekte edilmeli. Aksi takdirde başta verem olmak üzere birçok enfeksiyon hastalıkları kapıdan ayrılmıyor

Hemen hemen her insanın evinde bulunan damacanaların bilinçsiz kullanımı, hayatı kabusa çevirebilir. Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Peker, damacanalarla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Peker`in açıklamalarına göre, damacana pompaları bakteriyolojik kirliliğe açıktır. Bu nedenle pompalar haftada en az bir kere klorlu suyla temizlenerek dezenfekte edilmeli ve pompalarda oluşabilecek bakteriler engellenmeli. Aksi takdirde, pompalarda oluşabilecek bakteriler, başta verem olmak üzere hepatit virüsleri, ishal, tifo, dizanteri gibi hastalıklara davetiye çıkartıyor. İkinci bir hastalık faktörü ise damacanaların ham maddesinden kaynaklanan kimyasal kirlilik.

50`DEN SONRA İMHA EDİN

Damacana ham maddesi olarak kullanılan `fosgen` adlı kimyasal madde, yüzeyi yıpranmış ve uzun süre içinde su bekletilen damacanalardan suya karışıyor. Bu nedenle yıpranmamış ve aşınmamış damacanaların satın alınması, bunların yaklaşık 50 kullanımdan sonra da imha edilmesi gerekiyor.

Kaynak: Tümgazeteler

Yapılan araştırmalar sağlıklı diye içilen damacana sularındaki tehlikeyi gözler önüne serdi.
Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Peker, damacana suları basan pompaların hepatit virüsleri, verem, ishal, tifo, dizanteri gibi enfeksiyon hastalıklarına neden olan bakterileri barındırdığını söyledi.

Prof. Dr. Peker, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de hazır ve işlenmiş su tüketiminin her geçen gün arttığını belirtti.

Bu artış sürecinde gerek bilinçsiz kullanım gerekse sorumluluk sahibi olmayan üreticiler nedeniyle sağlıkta riskler ortaya çıktığını ifade eden Peker, ''Damacana sularının kullanımında temelde 3 risk mevcuttur. Bunlar damacana pompalarından kaynaklanan bakteri kirliliği, damacana ham maddesinden kaynaklanan kimyasal kirlilik ve üretim sırasında oluşabilecek kirliliklerdir'' dedi.

Peker, pompa kaynaklı kirliliklerin genellikle bilinçsiz tüketimden kaynaklandığına dikkati çekerek, şu bilgileri verdi: ''Damacanalardaki suyu dışarıdan aldığı hava yardımıyla basan pompalar, nemli ve havaya açık bir ortam oluşturdukları için her zaman bakteriyolojik kirliliğe açıktır. Bundan dolayı damacana pompaları haftada bir kez klorlu suyla temizlenerek dezenfekte edilmeli ve pompalarda oluşabilecek bakteriler engellenmelidir. Çünkü pompalarda oluşabilecek bakteri biyofilmleri (kaygan tabaka), hepatit virüsleri, verem, ishal, tifo, dizanteri gibi enfeksiyon hastalıklarına neden olan bakterileri barındırmaktadır. Pompalar temizlenebilir özellikte değilse mutlaka yılda bir kez değiştirilmelidir.''

Fosgen tehlikesi
İkinci bir risk faktörünün ise damacanaların ham maddesinden kaynaklanan kimyasal kirlilik olduğunu belirten Prof. Dr. Peker, damacana ham maddesi olarak kullanılan kimyasallardan ''fosgen'' adında oldukça zehirli ve savaşlarda kullanılan kimyasal bir gazın ortaya çıktığını söyledi.

Peker, bu zehirli kimyasalın yüzeyi yıpranmış ve uzun süre içinde su bekletilen damacanalardan sulara karışabileceğine dikkati çekerek, yıpranmamış ve aşınmamış damacanaların satın alınması, bunların yaklaşık 50 kullanımdan sonra imha edilmesi gerektiğini bildirdi.

Üçüncü risk faktörünün ise üreticilerin sağlıksız koşullarda su üretmesinden kaynaklandığını belirten Prof. Dr. İbrahim Peker, şöyle konuştu:

''Piyasada satılan damacana sularının bazıları işlenmiş sulardan, bazıları ise doğal memba sularından oluşmaktadır. Memba sularının damacanalara doldurulma sırasında oluşabilecek hijyenik olmayan koşullar bakteriyolojik kirliliğe sebep olacaktır. Ayrıca, suların hangi şartlarda işlendiği ve ne gibi koşullarda depolanıp son kullanıcıya iletildiği de tartışmalı bir durumdur.''

Peker, damacana suyu alırken ve kullanırken dikkat edilmesi gerekenler konusunda da şu bilgileri verdi: ''Damacana suları alınırken bu suları satan firmaların sağlık Bakanlığı tarafından izinli olup olmadığına, damacanalar üzerinde emniyet bantları bulunup bulunmadığına, suyun cinsi, üretim adresi, dolum ve son kullanma tarihi, uygulanan işlemlerin ve sahip olduğu parametrelerin yazılı olduğu etiketlerin olup olmadığına, bu etiketlerdeki parametrelerin içme suyu standartlarına uyup uymadığına mutlak suretle göz atılmalıdır.

Ayrıca damacanalarda kullanılan pompaların temizlenmesine, damacanaların kuru, güneş ışığı almayan ve temiz yerlerde saklanmasına dikkat edilmelidir. Aksi halde zararlı mikroorganizmaların çoğalmasına sebep olur. Sulara etki edecek kokulu maddeler damacana yakınında bulunmamalı, en önemlisi kullanılabilecek kadar su almaya ve bir haftada tüketilebilecek miktarlardaki ambalajlarda hazır suları tercih etmeye özen gösterilmelidir. Su şişesinin kapağı açıldığında bir gün içerisinde, damacanalar ise kapakları açıldığında en kısa sürede tüketilmelidir.''

Kapalı araçlarda tüketiciye ulaşmalı
Ege Bölgesi Polikarbon Su Satıcıları Derneği Başkanı Tevfik Fikret Özkök ise damacana sularının LPG tüpleriyle yan yana taşınmadığı ve sıcağa maruz bırakılmadığı sürece risk taşımadığını savundu.

Özkök, ''Kapalı araçlarla tüketiciye ulaştırılan, güneşe ve sıcağa maruz bırakılmayan damacana suları sağlıklıdır. LPG tüpü servisi yapan araçlarda, damacana sularının tüplerle birlikte tüketiciye ulaştırılmasının sakıncalarını 11 yıldır dile getiriyoruz. Bunun önlenmesi için çaba harcıyoruz'' dedi.

Kaynak: Haber24
Ordu'da 3 günden bu yana devam eden sağanak yağmur ardından özel bir firmaya ait maden ocağındaki havuzda meydana gelen çökme sonucu kentin içme suyunun sağlandığı Melet Irmağı'nda kirlenmeye yol açtı. Belediye Başkanı DSP'li Seyit Torun "Irmaktan su alımını kestik. Havuzlarda sadece bir günlük içme suyumuz var. Tahlil sonuçlarını bekliyoruz" dedi.

Kabadüz İlçesi'ne bağlı Akgüney Köyü'nde bulunan bir madencilik firmasına ait bakır-kurşun-çinko flotasyon merkezi ve maden ocağından çıkan atıkların depolandığı havuzlar, önceki gün sabah aşırı sağanak yağış sonucu çöktü. Çökme sonucu, depolanan tonlarca kimyasal atık şehir içme suyunun sağlandığı Melet Irmağı'na boşaldı. Olayın duyulması üzerine Ordu Valisi Orhan Düzgün hemen harekete geçerek valilik bünyesinde oluşturulan Çevre Suçları İnceleme ve Araştırma ekibini görevlendirdi.

Vali Düzgün yaptığı açıklamada şöyle dedi:

"Geçen 7 Ağustos tarihinde de firma yine çevre kirliliğine sebep olduğundan firmaya 77 bin 656 TL'lik idari para cezası kesildi. Dün sabah meydana gelen aşırı yağış nedeniyle havuzunun üst seviyesine kadar dolan yağmur suyu, ikinci emniyet havuzunun üst kısmında seddin yıkılmasına neden oldu. Bu nedenle daha önceki işletme sürecinde depolanan atık maddenin bir kısmı Melet Irmağı'na karıştı. Olayın duyulmasının hemen ardından Ordu Beyediyesi'nce Melet Irmağı'ndan şebekeye içme suyu alımı derhal durduruldu. Ayrıca alınan su numunesi gerekli analiz işlemleri için Samsun Bölge Hıfzısıhha Müdürlüğü'ne gönderildi."

Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun bugün yaptığı basın toplantısında içme suyu alarmı verdiklerini ve bir günlük içme suyu kaldığını belirterek, şunları söyledi:

"Şehrin yüzde 60'ının içme suyu Melet Irmağı'ndan karşılanıyor. Melet Irmağı'nda ve havzasında oluşabilecek kirlilikler kentin su temini açısından çok ciddi sıkıntılar yaratacaktır. Her saat başı su analizleri yapılıyor. Olayı haber alır almaz devreye girdik. Normal sınırları 3 miligram olan kurşun miktarı 338 miligram değerlerine ulaştığını tespit ettik. Bu yüzden Melet Irmağı'ndan su alımını durdurduk. Şu an itibari ile bir günlük suyumuz var. Derin kuyulardan su alıyoruz. Vatandaşlarımızdan suyu idareli kullanmalarını istiyoruz."
Sağlık Bakanlığı, damacana ve diğer ambalajlı suların temiz ve güvenli kullanımıyla ilgili, ''Öncelikle satışa sunulan suyun Sağlık Bakanlığından izinli olup olmadığına, etiketinde Bakanlığın izin tarih ve sayısının bulunup bulunmadığına bakılması gerektiğini'' bildirdi.

Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, ambalajlı ve damacana su üreten işletmelerdeki laboratuvarlarda, üretilen suların günlük analizlerinin yapıldığı belirtildi.

Bu işletmelerin, izleme programları haricinde ayrıca 3 ayda bir il sağlık müdürlüklerince, yılda en az bir defa da Bakanlıkça denetlendikleri kaydedildi. Yıllık üretilen su miktarına göre kontrol ve denetleme izlemelerinin yapıldığı, il sağlık müdürlüklerince belirlenen takvim doğrultusunda numuneler alınarak, Bakanlıkça yetkilendirilmiş laboratuvarlarda mikrobiyolojik, fiziksel ve kimyasal analizler yapıldığı da ifade edildi.

Açıklamada, ''2007 yılında Türkiye genelindeki tüm su işletmeleri Bakanlığımızca denetlenmiş olup, 2008 yılında hazırlanan program çerçevesinde denetimler devam etmektedir'' denildi.

-ANKARA'DAKİ İŞLETMELER-

Ankara'da 13 ruhsatlı kaynak suyu işletmesi ve 2 mineralli su işletmesi bulunduğu, her yıl başında işletmelerin üretim miktarına göre numune takvimi oluşturulup suların kalitesinin analizinin yapıldığı belirtilerek, ''2008 yılında bu işletmelerde yapılan denetimlerde alınan numunelerin analiz sonuçlarına göre, herhangi bir fiziksel, mikrobiyolojik ve kimyasal sorun bulunmamaktadır'' ifadesine yer verildi.

Rutin denetim ve gözetimler yanında halkın şikayetleri doğrultusunda müdahalelerde bulunulduğu ve olumsuzluğun niteliğine göre çeşitli işlemler yapılabildiği kaydedilerek, şöyle denildi:

''Son günlerde basında yer alan 'Ankara'da su mikrop saçıyor' şeklindeki haberler eksik ve kamuoyunu yanıltıcı niteliktedir. Kaynak gösterilen araştırma incelendiğinde, araştırmada kullanılan damacanalar evde açılmış ve üzerinde su pompası olan damacanalardır. Yine araştırma sonucunda, kullanıcıların yüzde 50'sinin pompalarını hiç değiştirmedikleri, yüzde 15'inin ise hiç temizlemedikleri özellikle belirtilmiştir. Biraz dikkat edildiğinde, araştırmanın amacının evlerimizde kullandığımız damacanalara monte edilen su pompalarının temizliğinin ne kadar önemli olduğu ile pompaları temizleme ve değiştirme alışkanlığımızın ortaya konması olduğu anlaşılacaktır. Bu araştırma, evimize temiz aldığımız suyumuzu yeterli özeni göstermediğimiz takdirde kendi elimizle kirletebileceğimizi göstermiştir.''

Bakanlık, damacana ve diğer ambalajlı suların kullanımında şunlara dikkat edilmesi gerektiğini bildirdi:

''-Öncelikle satışa sunulan suyun Sağlık Bakanlığından izinli olup olmadığına, etiketinde Bakanlığın izin tarih ve sayısının bulunup bulunmadığına bakılmalıdır.

-Suların etiketinde suyun adı, cinsi, üretim yerinin adresi, Bakanlıkça verilen izin tarih ve sayısı ile uygun gördüğü uyarılar, suya uygulanan işlemler ve suyun sahip olduğu parametreler yer almaktadır.

-İmal ve son kullanma tarihi ile parti ve seri numarası etiket üzerine yazılabileceği gibi, kap veya kapak üzerine görünür bir şekilde yazılıdır.

-Geri dönüşümlü polikarbonat damacanalarda suyun adı ve/veya şirket ismi ve/veya tescilli amblemi veya logosu kabartma şeklinde kap üzerine yazılıdır. Kap üzerindeki kabartma ile etiket bilgileri farklıysa, bu kaçak olarak ve Sağlık Bakanlığının denetimine tabi olmayan bir tesiste doldurulmuş olması muhtemel, güvenli olmayan ve sağlıksız bir sudur.

-Kullanılan pompalar mümkünse her damacana değişiminde temizlenmeli, haftada bir de kendi hazırlayacağımız bir litre suya 5 damla saf çamaşır suyu karıştırılarak hazırlanan karışımla temizlenmelidir.

-Pompalar 50 damacanada veya en geç yılda bir değiştirilmelidir.

-Ambalajı açan ilk kişinin siz olduğunuza emin olmalısınız. Pastane ve lokanta gibi yerlerde, gelen suların ambalajlarının açık olmadığına da dikkat edilmelidir.

-Herhangi bir olumsuzlukla karşılaşıldığında il sağlık müdürlüklerine veya 184 SABİM hattına başvurulmalıdır.''


KAYNAK: HABERALEMİ
Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Peker, damacana suları basan pompaların hepatit virüsleri, verem, ishal, tifo, dizanteri gibi enfeksiyon hastalıklarına neden olan bakterileri barındırdığını söyledi.
Prof. Dr. Peker, Türkiye'de hazır ve işlenmiş su tüketiminin her geçen gün arttığını belirtti.

Bu artış sürecinde gerek bilinçsiz kullanım gerekse sorumluluk sahibi olmayan üreticiler nedeniyle sağlıkta riskler ortaya çıktığını ifade eden Peker, ''Damacana sularının kullanımında temelde 3 risk mevcuttur. Bunlar damacana pompalarından kaynaklanan bakteri kirliliği, damacana ham maddesinden kaynaklanan kimyasal kirlilik ve üretim sırasında oluşabilecek kirliliklerdir'' dedi.

Peker, pompa kaynaklı kirliliklerin genellikle bilinçsiz tüketimden kaynaklandığına dikkati çekerek, şu bilgileri verdi:

''Damacanalardaki suyu dışarıdan aldığı hava yardımıyla basan pompalar, nemli ve havaya açık bir ortam oluşturdukları için her zaman bakteriyolojik kirliliğe açıktır. Bundan dolayı damacana pompaları haftada bir kez klorlu suyla temizlenerek dezenfekte edilmeli ve pompalarda oluşabilecek bakteriler engellenmelidir. Çünkü pompalarda oluşabilecek bakteri biyofilmleri (kaygan tabaka), hepatit virüsleri, verem, ishal, tifo, dizanteri gibi enfeksiyon hastalıklarına neden olan bakterileri barındırmaktadır. Pompalar temizlenebilir özellikte değilse mutlaka yılda bir kez değiştirilmelidir.''

FOSGEN TEHLİKESİ

İkinci bir risk faktörünün ise damacanaların ham maddesinden kaynaklanan kimyasal kirlilik olduğunu belirten Prof. Dr. Peker, damacana ham maddesi olarak kullanılan kimyasallardan ''fosgen'' adında oldukça zehirli ve savaşlarda kullanılan kimyasal bir gazın ortaya çıktığını söyledi.

Peker, bu zehirli kimyasalın yüzeyi yıpranmış ve uzun süre içinde su bekletilen damacanalardan sulara karışabileceğine dikkati çekerek, yıpranmamış ve aşınmamış damacanaların satın alınması, bunların yaklaşık 50 kullanımdan sonra imha edilmesi gerektiğini bildirdi.

Üçüncü risk faktörünün ise üreticilerin sağlıksız koşullarda su üretmesinden kaynaklandığını belirten Prof. Dr. İbrahim Peker, şöyle konuştu:

''Piyasada satılan damacana sularının bazıları işlenmiş sulardan, bazıları ise doğal memba sularından oluşmaktadır. Memba sularının damacanalara doldurulma sırasında oluşabilecek hijyenik olmayan koşullar bakteriyolojik kirliliğe sebep olacaktır. Ayrıca, suların hangi şartlarda işlendiği ve ne gibi koşullarda depolanıp son kullanıcıya iletildiği de tartışmalı bir durumdur.''

Peker, damacana suyu alırken ve kullanırken dikkat edilmesi gerekenler konusunda da şu bilgileri verdi:
''Damacana suları alınırken bu suları satan firmaların Sağlık Bakanlığı tarafından izinli olup olmadığına, damacanalar üzerinde emniyet bantları bulunup bulunmadığına, suyun cinsi, üretim adresi, dolum ve son kullanma tarihi, uygulanan işlemlerin ve sahip olduğu parametrelerin yazılı olduğu etiketlerin olup olmadığına, bu etiketlerdeki parametrelerin içme suyu standartlarına uyup uymadığına mutlak suretle göz atılmalıdır. Ayrıca damacanalarda kullanılan pompaların temizlenmesine, damacanaların kuru, güneş ışığı almayan ve temiz yerlerde saklanmasına dikkat edilmelidir. Aksi halde zararlı mikroorganizmaların çoğalmasına sebep olur. Sulara etki edecek kokulu maddeler damacana yakınında bulunmamalı, en önemlisi kullanılabilecek kadar su almaya ve bir haftada tüketilebilecek miktarlardaki ambalajlarda hazır suları tercih etmeye özen gösterilmelidir. Su şişesinin kapağı açıldığında bir gün içerisinde, damacanalar ise kapakları açıldığında en kısa sürede tüketilmelidir.''

''KAPALI ARAÇLARDA TÜKETİCİYE ULAŞMALI''

Ege Bölgesi Polikarbon Su Satıcıları Derneği Başkanı Tevfik Fikret Özkök ise damacana sularının LPG tüpleriyle yan yana taşınmadığı ve sıcağa maruz bırakılmadığı sürece risk taşımadığını savundu.

Özkök, ''Kapalı araçlarla tüketiciye ulaştırılan, güneşe ve sıcağa maruz bırakılmayan damacana suları sağlıklıdır. LPG tüpü servisi yapan araçlarda, damacana sularının tüplerle birlikte tüketiciye ulaştırılmasının sakıncalarını 11 yıldır dile getiriyoruz. Bunun önlenmesi için çaba harcıyoruz'' dedi.


KAYNAK: SABAH
Bodrum’un merkezinde yasak olmasına rağmen damacanası 50 kuruştan açık su satan 2 firma, yasal su bayilerini isyan ettirdi. Yasal bayiler açık su satılmasının sağlıksız olduğunu söylerken, kaçak su satan firma yetkilileri suyun 15 günde bir analizi yapıldığını ve sağlığa aykırı olmadığını söyledi.

Bodrum Şehir Merkezi’nde yasak olmasına rağmen açık su satışı yapan 2 firma, 10 yasal su bayisini isyan ettirdi. Bayiler birleşerek sağlıksız koşullarda korsan olarak açık su satıldığını Muğla Valiliği, Bodrum Kaymakamlığı, Muğla İl Sağlık Müdürlüğü, Bodrum Belediyesi ve siyasi partilere bir dilekçe ile birkaç defa bildirerek sorunun çözülmesini istedi. Bodrum Kaymakamlığı ve Sağlık Grup Başkanlığı yaptığı incelemeden sonra korsan su satan firmalar hakkında soruşturma başlatarak, su satışının durdurulması talimatını Bodrum Belediyesi’ne iletti. Bunun üzerine görevlendirilen zabıta ekipleri her iki firmaya giderek kuyu ve su satış bölümünü mühürledi, firmaların faaliyetlerini dondurdu. Ruhsatsız satış yapan firma yetkilileri Hamza Kahyaoğlu ve Fevzi Acun ise Bodrum’da su olmadığını, Bodrum’un su ihtiyacının %80’ini su tankerlerinin karşıladığını, kuyuların kapatılmasıyla Bodrum’un susuz kalacağını belirterek; “Bodrum’da 1000’den fazla su kuyusu var. Bu kuyuların %95’i kaçak. Belediyelerin kendi kuyuları bile kaçak. Yer altı suları kullanma izni olmadığı için ruhsat alamıyoruz. Eğer kuyular mühürlenirse Bodrum susuz kalır. Bunu Bodrum’a gelen milyonlarca turiste nasıl anlatırız. Kapatmak çözüm değil. Çözüm belediyelerin ve devletin Bodrum’a bir şekilde su getirmesi” dediler. Damacanası 50 YKR’dan içme suyu satmaları konusunda işletmeciler, halk hizmeti yaptıklarını söyleyerek; “1 damacana su 4-6 lira arasında. Vatandaşın ekonomik durumu ortada. Biz 15 günde bir bünyemizdeki gıda mühendisinin kontrol ettiği, son derece sağlıklı koşullarda ürettiğimiz içme suyunu damacanası 50 YKR’den satıyoruz. Suyumuzda hijyen açısından hiçbir sorun yok. Raporlarımız ortada. Damacanasını bedava bile vermeyi düşündük. Ama maalesef kapatıldık. Halk maalesef pahalı su içecek” dedi.

OTELLER KAPATILMAMAMIZ İÇİN İMZA TOPLUYOR
Hamza Su’yun sahibi Hamza Kahyaoğlu, kuyularının kapatılma kararı üzerine Bodrum Yarımadası’ndaki otellerin çoğunun aralarında imza toplayıp Bodrum Kaymakamlığı’na başvuracaklarını ve kuyuların kapatılmamasını isteyeceklerini belirtti.

KORSAN SU SAĞLIK AÇISINDAN ÇOK RİSKLİ
Bodrum’da resmi olarak 15 ana, 100’den fazla ara su bayisinin olduğunu söyleyen Topçam Madran Bodrum Bayi yetkilisi Muammer Keleş, 10 su firmasının imzasıyla valilik, kaymakamlık, belediye ve siyasi parti Bodrum temsilcilerine başvurduklarını belirterek; “Günde 25 binin üzerinde damacana suyun tüketildiği Bodrum’da korsan su satılması, halk sağlığını tehdit ediyor ayrıca haksız rekabet doğuruyor. Açık su satılması yasal değil. Tesislerimizde damacanaya doldurulan su 70 derecede kaynatılıyor, röntgen filmi çekiliyor, tüm kimyasal analizleri yapılıyor ve özel damacanayla satışa sunuluyor. Bir damacana her seferinde dezenfekte edilmesine rağmen en fazla 70 defa yeniden dolduruluyor. Korsan su satılan yerlerde tozlu, sağlıksız damacana ve bidonlara sular dolduruluyor. Oteller bu suları kullanıyor. Geçtiğimiz aylarda su yüzünden Orta Anadolu’da yaşanan salgın hastalıkların benzerleri her an Bodrum’da yaşanabilir. Halkın, turistin sağlığıyla kimsenin oynamaya hakkı yok. İlgililere defalarca başvurduk, henüz tam anlamıyla bir sonuç alamadık. Korsan su yüzünden bir kişinin sağlığı bozulursa bunun altından kimse kalkamaz” dedi. Bozdağ Mardan Bayi Ceylan LTD. firmasının sahibi Paşalar Koca da halkın sağlığıyla kimsenin oynamaya hakkı olmadığını belirterek; “Damacanalar firmalara özel hazırlanıyor. Üzerinde üretim tarihi analiz raporu, etiketi olmayan damacana suyun satılması yasal değil. Açık su satanlar hem halk sağlığıyla oynuyor, hem de haksız rekabet yaratıyor. Yetkililerden bunun önene geçmesini bekliyoruz” dedi.

KAYMAKAM; “KAPATMA KARARI VERDİK”
Bodrum Kaymakamı Abdullah Kalkan yasa dışı su satışı yapan firmaları Sağlık Grup Başkanlığıyla birlikte incelediklerini ve mühürleme kararı verdiklerini belirterek, kararın uygulanması konusunda Bodrum Belediyesi’ne talimat verdiklerini söyledi. Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan da kaymakamlıktan ulaşan talimatın bugün uygulandığını söyledi. Mazlum Ağan’ın talimatından sonra zabıta ekipleri Hamza Su ve Karia Su’ya giderek, kuyuları, su satış depolarını mühürledi, su satışını surdurdu.

TURİZMCİLERİN SU ENDİŞESİ
Bodrum Otelciler Derneği (BODER) Başkanı Halil Özyurt ise Bodrum’da suyun olmadığını, kuyuların mühürlenmesiyle Bodrum’un susuzluğa mahkum edildiğini belirterek; “Devlet ve belediye mühürleme yapıp, kuyuları kapatacağına Bodrum’a nasıl su getireceklerini düşünüp bir an önce suyu getirmeleri lazım. Tankerlerle su almaktan başka çaremiz yok. O da yasaklanırsa suyu nereden alacağız? Susuzluğu turiste nasıl anlatacağız” dedi. Halil Özyurt bir çok otelin ucuz olduğu için açık içme suyu kullandığını da belirterek; “Kapalı damacana su fiyatı çok pahalı. Otelci de vatandaş da ucuz su içiyorsa bunu engellemeyi doğru bulmuyorum. Bu firmalardan su alan otelcilerimiz aldıkları suyu 15 günde bir uzmanlara inceletiyorlar. Sağlıklı olduğu sürece açık su kullanmanın hiçbir mahsuru yok” dedi.

KAYNAK: BODRUMHABERMERKEZİ
Çeşmelerden akan şehir içme suyunu sağlık açısından sorunlu bulan vatandaşları, damacana sularında da tehlikeler bekliyor. Evde kullanılan su pompalarının haftada en az 1 kez klorlu suyla yıkanması öneriliyor.


Damacana sularının mikrobiyolojik incelemesi sonucunda, suların yüzde 50’sinde mikrobik etkenlerin pozitif olduğunun ileri sürülmesi tedirginlik yarattı. Büyük illerde gerçekleştirilen sağlık araştırmaları sonucunda çıkan olumsuz sonuçlar üzerine Yalova’daki damacana sularının da kontrol edilmesi istendi. Yalova’da damacana suyu kullanan vatandaşların su aldıkları firmadan analiz raporlarını da istemelerini öneren yetkililer, şüphelenilen damacana suları için sağlık müdürlüğüne başvurmalarını istediler. Damacana sularının analiz sonuçlarının temiz çıkması halinde, kullanıcıların evlerindeki pompaları da temizlemesinin şart olduğuna dikkat çeken yetkililer, “Damacanalar üzerindeki su pompalarınızı haftada 1 kez klorlu suyla temizleyin’ dediler.
KAÇAK DAMACANA SULARI TEHLİKELİ
Damacanalarda halka ulaştırılan içme sularının kaçak veya uygun olmayan sağlıksız koşullarda dolum yapılma ihtimali bulunduğunu kaydeden yetkiler, sağlıklı içme suyu araştırmalarında çıkan bulgular hakkında da şunları söylediler: “Mikrobiyolojik incelemesi sonucunda, damacana sularının yüzde 10.2'sinin bulanıklık ve renk açısından, yüzde 99'unun sülfat, kalsiyum ve potasyum açısından, yüzde 98'inin sodyum ve magnezyum açısından, yüzde 94.9'unun klor ve yüzde 14.3'ünün nitrit açısından uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Alınan su numunelerinde mikrobiyolojik üremenin ve suların anyon-katyon değerlerinin yüksek olduğunun belirlendiği araştırmada, mikrobiyolojik kirliliğin nedeni ise pompa temizliğine gereken önemin verilmemesi olabilir. Yapılan araştırmada; çalışmaya dahil edilen katılımcıların yüzde 90'ının damacana suyu kullandıkları, söz konusu kullanıcıların yüzde 50'sinin damacana pompasını hiç değiştirmedikleri, yüzde 15.3'ünün de pompayı hiç temizlemedikleri saptandı. Damacana suyu kullanan kişilerin damacanalarının pompalarını haftada 1 kez klorlu suyla temizlemelidirler. Damacana sularında şüphe duyulduğunda numunesiyle birlikte İl Sağlık Müdürlüklerine başvurulmalıdır.” Bülent Güler

KAYNAK: HABERCİ
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Gıda ve Çevre Kontrol Şube Müdürü İrfan Yılmaz, su güvenliği için tüketicileri uyardı: "Aldığınız suyun kaçak doldurulmadığından emin olun. Damacanayı güneş görmeyen, havası ve etrafı temiz bir ortamda bulundurun." Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Hamidiye Su Genel Müdürü Kenan Kılıç da damacanaların çöpün ve tüpün yanına konulmaması gerektiğini söyledi.

Damacana şişelerde satılan doğal kaynak suları ve içme suları, içimindeki lezzetten dolayı şehir şebeke sularına tercih ediliyor. Ancak her türlü denetimden geçip hijyenik şartlarda eve veya işyerine gelen damacana suyu, uygun ortamda saklanmadığı takdirde güzel tadını ve temizliğini kaybedebiliyor. Ayrıca alınan damacananın kaçak dolum olup olmadığını da her seferinde kontrol etmek gerekiyor. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Gıda ve Çevre Kontrol Şube Müdürü İrfan Yılmaz, su güvenliği için tüketicileri uyarıyor: "Evinize getirilen suyun kaçak doldurulmadığından emin olun. Damacanayı güneş görmeyen, havası ve etrafı temiz bir ortamda bulundurun. Su pompalarını sık sık temizleyin." Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Hamidiye Su Genel Müdürü Kenan Kılıç da müşterinin damacanayı kötü kullanmasından dolayı yakınıyor. Kılıç, "Damacanada ayran yapıp sonra bayiye geri verenler oluyor. Su dışında başka bir şey konulmamalı." diyor.
Damacana su güvenliğinde en önemli konu başlıklarından biri kaçak dolumlar. Müşterinin bunu tespit etmek için dörtlü kontrol yapmasını öneren İrfan Yılmaz'ın verdiği bilgilere göre, damacanada firmanın ismi veya logosu kabartma olarak yazılmalı. Etiketinde firmanın ismi olmalı. Kapakta da firma bilgisi yer almalı. Ayrıca kapakla şişeyi birleştiren yerde yine firma isminin yazılı olduğu bant yer almalı. Bu dört ayrı yerdeki bilgiler aynı firmaya aitse kaçak dolum söz konusu değildir. Şikayetler Alo 184 hattına veya il, ilçe sağlık müdürlüklerine iletilmeli.

Su satış yerleri hijyenik olmalı

İrfan Yılmaz, İstanbul'da başlatılan ve birkaç ile yayılan uygulamayla su satış yerlerinin de ruhsatlandırıldığı bilgisini verdi. Buna göre, su satış yerinde damacanaların ışık görmeyecek şekilde depolandığı ve satış bölümü olmak üzere iki ayrı bölüm bulunması gerekiyor. Damacanalar doluyken üst üste konulduğunda eziliyor. Dışarıdan hava alabiliyor. İstiflemenin de buna sebep vermeyecek düzende yapılması, satıcıların sağlık portör muayenelerinin de düzenli alınması önemli. Su firmalarına ve bayilere, su üretim ve satış yerlerinin ruhsata uygun olmaması, damacanaların yıpranması ve kaçak su dolumu gibi durumlarda 7 bin TL'den başlayan ağır cezalar uygulanıyor. Aynı yıl içinde ikinci kez suç işleyen firma veya bayiye 15 bin TL'ye kadar ceza veriliyor.

Ruhsat alıp üretim yapmaya başlayan bütün firmaların suyuna güvenilebileceğini ifade eden İrfan Yılmaz şöyle konuşuyor: "Çünkü ruhsat almak kolay değil ve cezai müeyyideler caydırıcı etki yapıyor. Damacanaları 70 dereceden düşük sıcaklıkta yıkamaları bile kapatılma sebebidir. Üretici, temizlikte kullandığı sabunu dahi bize bildirmek zorunda. Uygunsa izin veriliyor. Bu şekilde ceza alan firmalar var."

damacana koklanıyor, test ediliyor

Bir damacanaya en fazla 70 kez dolum yapılması gerektiğini belirten Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Hamidiye Su Genel Müdürü Kenan Kılıç, piyasada 100'ü aşkın dolum yapan firma olduğunu iddia ediyor. Damacana temizliğinde en önemli adımın ön kontroller olduğunu belirten Kılıç, "Müşterinin damacanayı iyi kullanmaması, suyun dışında başka birtakım yiyecek, içecek konulması halinde damacananın ömrünü tamamlamış olması gerekiyor. Görevlilerimiz her damacanayı tek tek hem görerek hem de içini koklayarak kontrol ediyor. Çünkü kimileri damacanaya benzin koyuyor, içinde ayran yapıyor sonra çalkalayıp teslim ediyor. Kötü kullanımlar ancak koklayarak anlaşılabilir. Tespit ettiğimizde imha ediyoruz." diye konuşuyor.


KAYNAK: PORTTAKAL
Eskimiş şebekelerin değiştirilmesi, günlük biyolojik tahliller yapılması konusunda belediyeler bir kez daha uyarıldı. Sulardaki mikrobiyolojik risklerin ve ağır metallerin vatandaşlara anında bildirilmesi istendi. Önlem almayan yerel yönetimlere ağır cezalar verileceği uyarısı yapıldı. İzmir suyuyla başlayan arsenik oranları hakkında da değerlendirme yapan bakanlar, kasım ayı itibarıyla 12 ilde arsenik oranlarının yüksek olduğuna ancak en riskli oranların İzmir 'de bulunduğuna dikkat çekti.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay başkanlığında yapılan toplantıda Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu , 81 şehirde kullanılan suyun kalitesi ve belediyelerin yapması gerekenlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Suların sağlıklı olup olmamasından vali, kaymakam ve belediye başkanlarının sorumlu olduğuna dikkat çeken Atalay , sağlıksız su veren belediye ve yöneticiler hakkında parti ayırmaksızın her türlü yasal işlem yapılacağını belirtti. Bakan Eroğlu da içme suyu şebekelerinde yüzde 60'a varan kaçaklar yaşandığını ifade ederek, belediyelerin festival düzenlemektense temiz su vermelerinin daha önemli olduğunu söyledi. Türkiye 'de suya bağlı salgınların hâlâ yüksek olduğunu kaydeden Bakan Akdağ ise tifo ve kolera vakalarının 10 binlerde seyrettiğini bildirdi. Bakanlar, daha sonra gazetecilerin sorularını cevapladı. Bakan Eroğlu , bir soru üzerine İstanbul ve Ankara 'nın suyunda hiçbir problem olmadığını, İzmir 'in suyunda ise bazı bölgelerde arsenik oranının yüksek olduğunu anlattı. Bakan Akdağ da İstanbul , İzmir ve Ankara 'da mikrobiyolojik açıdan bulaşıcı hastalık olmadığını bildirdi, ancak İzmir 'in kuzey bölgelerindeki suyun arsenik yüksekliği yüzünden içilemez olduğunu söyledi. Türkiye 'de 12 ilde arsenik oranının yüksek çıktığını ifade eden Akdağ , bunlardan 5'inin sorunu tamamen çözdüğünü kaydetti. En sorunlu ilin İzmir olduğunu belirten Bakan, Afyon 'un ise ağustosta arsenik miktarını içilebilir değerlere çekeceğini aktardı.

İzmir 'in suyundaki arsenik hâlâ yüksek

Arsenik oranı yüksek olan İzmir 'in şebeke suyu analizleri devam ediyor. İzmir Valiliği , kentte daha önceden tespit edilen 20 noktadan 18 Temmuz'da alınan içme suyu numunelerinin tahlil sonuçlarını açıkladı. Buna göre numune alınan 20 noktadan 6'sında arsenik oranı, sınır değer olarak belirlenen 10 mikrogramın üzerinde çıktı. Karşıyaka Bestekar Sadi Hoşses Caddesi 'nden alınan numunede arsenik değeri 13, Karşıyaka 6276 Sokak Şemikler 'de 12,9, Karşıyaka 7401 Sokak Örnekköy 'de 12,8, Bayraklı Hakan Uysal Caddesi 'nde 12, Karşıyaka Zübeyde Hanım Caddesi 'nde 11,7, Menemen Yıldız Sitesi Egekent 2'de 11, Bornova İtfaiyesi'nde 10,7, Çiğli Havaalanı Caddesi 'nde ise 10,1 mikrogram çıktı.

KAYNAK: PORTTAKAL
Atatürk Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma Merkezi Müdürü ve Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ergün Yıldız, içme suyunun kokusuz ve renksiz olması gerektiğini söyleyerek, Erzurum içme suyunun bu kriterlere uymadığını belirtti.

Erzurum içme suyunun sağlığa zararlı olmadığını ancak içme suyu tanımına uymadığını ifade eden Doç. Dr. Yıldız, "Biz içme suyunu, renksiz, kokusuz, berrak ve içimi hoş olan diye tanımlarız." dedi. İçme sularında renk ve koku olduğunu ifade eden Yıldız, öncelikle bu sorunun kabul edilmesi ve daha sonra nereden kaynaklandığının tespit edilmesi gerektiğini belirtti. Yıldız, suyu nasıl iyileştirebiliriz sorusuna cevap aranması gerektiğine vurgu yaparak, geniş çaplı bir araştırma yapılmasının faydalı olacağını söyledi.


Çevre Mühendisliği olarak yaklaşık yirmi yıldan beri hizmet verdiklerinin altını çizen Yıldız, bölgede Çevre Mühendisliği olarak tek fakülte olduklarını ve Çevre Sorunları Araştırma Merkezi Müdürlüğü nün bölgede yalnızca Erzurum da olduğunu ifade etti. Konuyla alakalı kimsenin kendilerine herhangi bir araştırma yapmaları için müracaat etmediklerini vurgulayan Yıldız, Çevre Mühendisliği olarak her türlü altyapıya sahip olduklarını ve kendilerine görev verilmesi halinde her tür araştırmayı yapmada, problemi bulup çözmede yardımcı olabileceklerini belirtti. Yıldız, çevre problemlerine duyarsız olmadıklarını ve çeşitli tahliller yaparak rektörlüğe gönderdiklerine vurgu yaparak, suların içme suyu tanımına uymadığını, bu problemin neden kaynaklandığını bulup çözümüne odaklanılması gerektiğini ifade etti.


Yıldız, Çevre Sorunları Araştırma Merkezi nden kamu kuruluşlarının da haberdar olmadıklarına değinerek, önümüzdeki haftalar kamu kuruluşları ile görüş alışverişinde bulunacaklarını belirtti. Kamu ve özel tüm kurumlarla diyaloga geçeceklerini belirten Yıldız, hava kirliliği, atıklar ve değişik konularda bilgi alışverişi sağlayacaklarını ifade etti.


Kaynak bulabildikleri taktirde hava kirliliği ölçme istasyonlarında modernizasyon çalışmaları yapacaklarının altını çizen Yıldız, "Hava kirliğini ölçüp ilgili kurumlara raporlar halinde vereceğiz. Ayrıca rektörlüğümüzün desteği ile yeni bir ölçüm cihazı almayı düşünüyoruz. Çünkü Erzurum büyüdü ve diğer ölçüm cihazları biraz daha dar kapsamlı." dedi.


Sadece rektörlüğün verdiği kaynaklarının yetersiz olduğunu belirten Yıldız, Tübitak, Devlet Planlama Teşkilatı, Sanayi Bakanlığı nın da desteğini sağlamak için çabaladıklarını ifade etti. Rektörlük desteği ile alınacak ölçme cihazının Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi ile Atatürk Lisesi civarında bir yere konulacağını sözlerine ekledi.

KAYNAK: BİRİNCİKUVVET
Edincik beldesi yakınlarında bulunan Recep Gençer Endüstri Meslek Lisesi’ne şehir şebekesinden verilen suyun insan sağlığı açısından tehlikeli olduğu ortaya çıktı. Bandırma İlçe Sağlık Grup Başkanı Dr. Zafer Yılmaz, belde halkını suları kaynatarak içmesi konusunda uyarıldığını açıkladı.

Edincik Belediyesi tarafından okula 3 km. uzaklıktaki bir kaynaktan verilen su Bandırma Sağlık Grup Başkanlığı ekiplerince tahlil edildi. Tahlil neticelerine göre 100 ml’de koliform bakteri sayısının -240′tan fazla olduğu ortaya çıktı. Bu sonuç okulda öğrenci ve öğretmenlerin kullandığı suyun insan sağlığı açısından tehlikeli olduğunu ortaya çıkarırken, okuldakilerin hayatını da tehlikeye atacak boyutta olduğuna dikkat çekildi. Öğrentmen ve öğrenci olarak toplam 500 kişinin bulunduğu okulda, şebeke suyu her türlü ihtiyaç için kullanılıyor. Bu suyun sadece okula mı, yoksa tüm Edincik’e mi verildiği ise bilinmezken, böyle bir durumda bütün Edincik halkının da sağlığının tehlikede olabileceği endişesi yaşanıyor.

Bandırma Sağlık Grup Başkanı Dr. Zafer Yılmaz, analizler sonucunda suda insan sağlığı açısından uygun olmayan bakterilerin tespit edildiğini ve beldede muhtarların ve vatandaşların içme sularını kaynatarak içmeleri konusunda uyarıldığını belirtti. Dr. Yılmaz, gerekli tedbirlerin alındığını belirtti.


KAYNAK: İLKHABER
Şırnak Valisi Osman Güneş, şehir merkezindeki içme suyuna `içilemez` raporu verildiğini belirterek vatandaşları uyardı.Şırnak Devlet Hastanesi`ne yüksek ateş ve ishal vakasından dolayı gelen hasta sayısı ise son bir hafta içerisinde 3 kat arttı. Hastane çalışanlarından alınan bilgiye göre, geçen hafta buna benzer rahatsızlıklardan dolayı hastaneye günde yaklaşık 20 kişi gelirken, bu rakam son bir haftada 60`a yükseldi. Malatya`daki duruma düşmemek için suları klorlayacaklarını ifade eden Şırnak Valisi Osman Güneş, `Sağlık Müdürlüğü`nce Diyarbakır Bölge Hıfzıssıhha Müdürlüğü`ne gönderilen şehir şebeke içme suyunun ana depo ve çeşitli noktalarından alınan numuneleriyle ilgili sonuçları geldi. Rapora göre, şehir suyunun içilemez durumda olduğu ortaya çıktı. İkinci bir bildirime kadar vatandaşlarımızın şehir şebekesinden su içmemelerini istiyoruz.` şeklinde konuştu. Şu ana kadar ciddi bir problemle karşılaşmadıklarını kaydeden Güneş, `Vatandaşlarımız mecbur kalmadıkça şehir suyundan içmesinler ya da iyice kaynatarak içsinler. Gerekli tedbirleri alacağız.` diye konuştu. Şırnak Belediye Başkanı Ahmet Ertak ise geçen hafta yağan yağmurun içme suyu şebekesine karışmış olabileceğini söyledi. Mehmet Ersoy, Şırnak

KAYNAK: ZAMAN
Şarkışla Belediyesi'nin arsenik uyarısından sonra damacana su satışlarında artış oldu.
Şebeke suyunu kullanamayan vatandaşlar damacana su satın almaya başladı.

Daha önce ortalama 3 bin damacana su satılırken bunun 40 bine yükseldiği belirtildi.





KAYNAK: HABERLER
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatih Köksal, ''son yıllarda kişi başına kullanım oranı artan damacanadaki suyun hava ya da güneşe maruz kalmasının, kişiyi ölümle sonuçlanan hastalıklara kadar götürebilen mikroorganizmaların üremesine neden olduğunu'' bildirdi.

Prof. Dr. Köksal, ''şişe suyu'' olarak bilenen işlenmiş suyu sağlık açısından desteklediklerini, ancak kullanım süresi ve bekletildiği ortama dikkat edilmediğinde enfeksiyon hastalıklarına yol açabidiğini belirtti.

Şişe sularının, bulundukları ortam ve temizlik kurallarına uyulmadığı takdirde hepatit yapan virüsler dahil tüberküloz, ishal ve daha birçok enfeksiyon hastalığının oluşumuna zemin hazırladığını ifade eden Köksal, şunları söyledi:

''Vücudun yüzde 70'ini oluşturan su, vücutta bir elektrik cihazındaki kablo görevini üstlenir. Bu nedenle hücreler arası iletişim, enzimler, hormonlar ve bütün metabolizmayla ilgili faaliyetleri sağlayan suyun çok sağlıklı olması gerekir.''

Prof. Dr. Köksal, şişe sularının işlenmiş olması nedeniyle doğal olarak değerlendirilemeyeceğini ifade ederek, ''Teknolojinin yardımı ile her tür su işleme tabi olarak içilebilir niteliğe getirilebilir ve işlenmiş su olarak tanımlanabilir. Ancak, bunların da tıpkı diğer gıda ürünleri gibi raf ömrü vardır. Bu ömür, suyun ambalaj malzemesi, saklama koşulları ve işletme koşullarına bağlıdır'' dedi.

Ev ve işyerlerinde çoğunlukla ''damacana'' tabir edilen plastik şişelerde kullanılan suyun mutlaka serin, güneş ışığından uzak ve kuru ortamlarda saklanması gerektiğine dikkati çeken Prof. Dr. Köksal, şunları kaydetti:

''Su şişesinin etrafında suya ve ambalaj maddesine etki edecek kokulu maddeler bulundurulmamalı. Damacanadaki suyun hava ya da güneşe maruz kalması zararlı mikroorganizmaların üremesine neden oluyor. Su şişesinin kapağı bir kez açıldığında hava ile temas ettiğinden 10-15 saatte tüketilmeli. En fazla bir günde tüketilebilecek gramajdaki suyun kapağı açılmalı. Ev ve işyerlerindeki kişi sayısı ve ortalama tüketim dikkate alınarak damacana suyunun gramajı tespit edilmeli. Bu durumda özellikle evlerde kullanılan 19 litrelik damacana suların kapağı açıldığında ne şekilde saklanırsa saklansın günlerce kullanılması sakıncalı.''

Prof. Dr. Köksal, suyun renksiz, berrak, kokusuz ve tatsız olanının tercih edilmesi gerektiğini belirterek, ''Çünkü suyun kokusunu, rengini ve berraklığını bozan mikroorganizmalar oluyor'' dedi.

POMPA KİRLİLİĞİ

Prof. Dr. Köksal, birçok kişinin ev ve işyerlerinde ''su sebili'' diye tabir edilen cihazların yanı sıra pompalı damacana kapaklarının da bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:

''Sebil cihazına yerleştirilen damacanadaki suyun kapağı da delindiği için havayla temas ediyor. Bu yüzden kullanım süresinde kriterler burada da dikkate alınmalı. Pompalı damacanaların ise pompa temizliğine dikkat edilmeli.

Bu pompaların kirliliği gözle de tespit edilebilir. Suya doğrudan temas eden pompa ve 'cooler' diye tabir edilen aparatının temizliği yapılmadığında havada ve ortamda bulunan mikroorganizmalar, kokular veya yabancı maddeler pompa üzerinde birikip suya bulaşacaktır. Bulaşan bu mikroorganizmalar zamanla çoğalarak kaplarda beyaz, yeşil ya da kahverengi kümeler meydana getirebilir veya suyun tadında ve kokusunda istenmeyen değişikliklere neden olabilirler.''

KİŞİ BAŞI TÜKETİM

Türkiye'de 2006'da kişi başı 91 litre olan işlenmiş su tüketiminin, geçen yıl 100 litreye ulaştığını belirten Prof. Dr. Köksal, Avrupa ülkelerinde ise bu miktarın birkaç katı olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Köksal, gelir ve eğitim seviyesi yükseldikçe şişe suyuna da talep artacağından sağlıklı suyun kriterlerinin de herkesçe bilinmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

KAYNAK: AKTİF HABER
Prof. Dr. Köksal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''şişe suyu'' olarak bilenen işlenmiş suyu sağlık açısından desteklediklerini, ancak kullanım süresi ve bekletildiği ortama dikkat edilmediğinde enfeksiyon hastalıklarına yol açabidiğini belirtti.

Şişe sularının, bulundukları ortam ve temizlik kurallarına uyulmadığı takdirde hepatit yapan virüsler dahil tüberküloz, ishal ve daha birçok enfeksiyon hastalığının oluşumuna zemin hazırladığını ifade eden Köksal, şunları söyledi:

''Vücudun yüzde 70'ini oluşturan su, vücutta bir elektrik cihazındaki kablo görevini üstlenir. Bu nedenle hücreler arası iletişim, enzimler, hormonlar ve bütün metabolizmayla ilgili faaliyetleri sağlayan suyun çok sağlıklı olması gerekir.''

Prof. Dr. Köksal, şişe sularının işlenmiş olması nedeniyle doğal olarak değerlendirilemeyeceğini ifade ederek, ''Teknolojinin yardımı ile her tür su işleme tabi olarak içilebilir niteliğe getirilebilir ve işlenmiş su olarak tanımlanabilir. Ancak, bunların da tıpkı diğer gıda ürünleri gibi raf ömrü vardır. Bu ömür, suyun ambalaj malzemesi, saklama koşulları ve işletme koşullarına bağlıdır'' dedi.

Ev ve işyerlerinde çoğunlukla ''damacana'' tabir edilen plastik şişelerde kullanılan suyun mutlaka serin, güneş ışığından uzak ve kuru ortamlarda saklanması gerektiğine dikkati çeken Prof. Dr. Köksal, şunları kaydetti:

''Su şişesinin etrafında suya ve ambalaj maddesine etki edecek kokulu maddeler bulundurulmamalı. Damacanadaki suyun hava ya da güneşe maruz kalması zararlı mikroorganizmaların üremesine neden oluyor. Su şişesinin kapağı bir kez açıldığında hava ile temas ettiğinden 10-15 saatte tüketilmeli. En fazla bir günde tüketilebilecek gramajdaki suyun kapağı açılmalı. Ev ve işyerlerindeki kişi sayısı ve ortalama tüketim dikkate alınarak damacana suyunun gramajı tespit edilmeli. Bu durumda özellikle evlerde kullanılan 19 litrelik damacana suların kapağı açıldığında ne şekilde saklanırsa saklansın günlerce kullanılması sakıncalı.''

Prof. Dr. Köksal, suyun renksiz, berrak, kokusuz ve tatsız olanının tercih edilmesi gerektiğini belirterek, ''Çünkü suyun kokusunu, rengini ve berraklığını bozan mikroorganizmalar oluyor'' dedi.

-POMPA KİRLİLİĞİ-

Prof. Dr. Köksal, birçok kişinin ev ve işyerlerinde ''su sebili'' diye tabir edilen cihazların yanı sıra pompalı damacana kapaklarının da bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:

''Sebil cihazına yerleştirilen damacanadaki suyun kapağı da delindiği için havayla temas ediyor. Bu yüzden kullanım süresinde kriterler burada da dikkate alınmalı. Pompalı damacanaların ise pompa temizliğine dikkat edilmeli.

Bu pompaların kirliliği gözle de tespit edilebilir. Suya doğrudan temas eden pompa ve 'cooler' diye tabir edilen aparatının temizliği yapılmadığında havada ve ortamda bulunan mikroorganizmalar, kokular veya yabancı maddeler pompa üzerinde birikip suya bulaşacaktır. Bulaşan bu mikroorganizmalar zamanla çoğalarak kaplarda beyaz, yeşil ya da kahverengi kümeler meydana getirebilir veya suyun tadında ve kokusunda istenmeyen değişikliklere neden olabilirler.''

-KİŞİ BAŞI TÜKETİM-

Türkiye'de 2006'da kişi başı 91 litre olan işlenmiş su tüketiminin, geçen yıl 100 litreye ulaştığını belirten Prof. Dr. Köksal, Avrupa ülkelerinde ise bu miktarın birkaç katı olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Köksal, gelir ve eğitim seviyesi yükseldikçe şişe suyuna da talep artacağından sağlıklı suyun kriterlerinin de herkesçe bilinmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

KAYNAK: ISPARTANEWS
Dünya genelinde 1 milyar 400 milyon kişinin temiz içme suyundan mahrum olduğu günümüzde dakikada 15 kişi sağlıksız su tüketimi sonucu hayatını kaybediyor.

16-22 Mart Dünya Su Günü nedeniyle Birleşmiş Milletler(BM), tarafından düzenlenen çeşitli etkinliklerle dünya genelinde günden güne artan su krizine dikkat çekiliyor. BM verilerine göre, dünyada 1 milyar 400 milyon kişi temiz içilebilir sudan mahrum. Yine dünya nüfusunun yüzde 40`ına denk gelen 2 milyar 600 milyon kişi de arıtılmamış sağlık açısından sakıncalı suyu tüketmek zorunda. Sağlık şartlarına uygun olmayan suların neden olduğu kolera, ishal ve tifo gibi hastalıklardan da sadece 1dakikada 15 kişi hayatını kaybediyor. Bir diğer ifadeyle yılda yaklaşık 8 milyon kişi sudan kaynaklanan hastalıklar sonucu ölüyor. Dünyadaki su krizine çareler arayan BM`nin Milenyum Kalkınma Hedeflerine ulaşılması için her yıl bu alanda 30 milyar dolarlık bir yatırım şart. Dünya Su Konseyi, 2015` kadar yıllık 30 milyar dolarlık yatırımla da ancak temiz içilebilir su bulamayanların yarısının sağlıklı suya kavuşabileceğini bildirdi. Dünya nüfusunun artmasına bağlı olarak 20. yüzyılda su tüketimi tam 6 kat arttı. 1950`de kişi başına düşen su tüketim miktarı 16 bin 800 metreküp iken bu miktar 2000`de 7 bin 300 metreküpe düştü. Dünya nüfusunun 8 milyarı bulmasının beklendiği 2025`te ise kişi başına su tüketiminin yaklaşık 4 bin 800 metreküpe düşeceği tahmin ediliyor. Günlük su tüketimi Afrika kıtasında kişi başına 10-20 litre arasında değişirken Avrupalıların kişi başına günlük su tüketim miktarı 200 litre, Kuzey Amerika ve Japonya`da ise tam 350 litre. Suların kullanımı konusunda şimdiden bir çok bölgedeki ülkeler arasında tansiyon yükselmiş durumda. ABD`den Ortadoğu`ya, Güney Asya`ya kadar geniş bir alanda küresel ısınmaya da bağlı olarak susuz ülkelerin sayısı artıyor. Uzmanlar, su krizinin muhtemel `su savaşlarına` neden olabileceği uyarısında bulunuyor. BM`nin raporunda su krizinin, su kaynaklarının yetersizliğinden ziyade suyun kötü kullanımından kaynaklandığı da belirtiliyor. BM Dünya Su Konseyi, su ile ilgili alanlarda yatırım yapılmasıyla yılda 1.5 milyondan fazla kişinin kurtarılabileceğini belirtiyor.

KAYNAK: HABER7
Arsenikti, kirli suydu derken vatandaş damacana suya mahkum oldu. Bu durum kendi pazarını da yarattı. Onlarca farklı markada su tüketicinin evine giriyor. Ancak damacana su alırken dikkat edilmesi gereken unsurlar var.

Damacana su alırken, öncelikle firmanın Sağlık Bakanlığı`ndan ithal veya üretim izni almış olmasına bakmak gerekiyor.

Bir su firması temsilcisi Ethem Eroğlu, dikkat edilmesi gereken diğer unsurlarla ilgili şunları söyledi:

`Damacana suyun kapağında hijyenik koruma bandı olmalı ve üzerinde seri no ve son kullanma tarihi bulunmalıdır. Etiketlerinde hem marka hem de suların nereden hangi kaynaktan çıktığını yazmaları gerekiyor. Bunun dışında da suyun analiz değerleri son derece önemli, bu değreler bilinmek zorunda.`

Suyun içeriği ve temizliği kadar nasıl taşındığı da büyük önem taşıyor. Damacanaların asla tüp, otogaz, petrol ürünleri gibi kimyasal maddelerle birarada taşınmaması gerekiyor.

KAYNAK: TRT
Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı ve Çukurova Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Sedat Türkmen dünyada su kaynaklarının kirlenmesinden dolayı her gün üç bin çocuğun hayatını kaybettiğini bildirdi

Doç. Dr. Sedat Türkmen, insan bedeninin yüzde 60-70`ni oluşturan suyun, insanlığın bugünkü ve yakın geleceğindeki en büyük sorunlardan birini oluşturduğunu söyledi. Türkmen, `Dünya nüfusunun yüzde 43`ünden fazlası ortak su havzalarında yayılmış durumdadır. Dünyadaki 261 havza ülke sınırlarını aşmaktadır. Bu yüzden farklı toplumlar ve devletler paylaşım konusunda sık sık karşı karşıya gelmiştir. Tarih boyunca su sorunu ve savaşlarını görmekteyiz` dedi.

KİRLİ SU GÜNDE 3 BİN ÇOCUK ÖLDÜRÜYOR • Dünyada kişi başına düşen su tüketimi ortalamasının yılda 7 bin 600 metreküp olduğunu, uzmanlara göre kişi başına bin 700 metreküpten az bir tüketimin yetersiz sayıldığına dikkat çeken Türkmen şöyle devam etti: `Bir kişinin günlük doğrudan su tüketimi 2-3 litre ve evsel kullanımı 20-300 litre arasında değişiyorken, tükettiği öteki besinlerin üretimi için günde 2 bin-3 bin litre su harcanmış olması gerekmektedir. Kişi başına su tüketimi her 20 yılda bir ikiye katlanmaktadır. Nüfus artış hızının iki katı bir hızla. Buna karşın, evlerde ve belediyelerde tüketilen su, toplamın yalnızca yüzde 10`unu oluşturmaktadır. Endüstri ise toplam tatlı su tüketiminin yüzde 20-25`ini almakta, asıl tüketim ise tarımda olup, yüzde 65-70`dir.`

Türkmen, bugünkü dünya nüfusunun beşti birinin yani 1,2 milyar kişinin suyun yetersiz olduğu yerlerde yaşadığını, 500 milyon kişinin de bu durumun eşiğinde olduğunu, 1,6 milyar kişinin ise ekonomik nedenlerle suya ulaşamadığını kaydetti. Küresel ısınma, ormansızlaştırma, sulak alanların kurutulması, akarsulara pesitisit ve gübrelerin boşalması gibi nedenlerden dolayı temiz su varlıklarının üzerine ağır yükler yüklendiğinin altını çizen Türkmen, `BM raporlarına göre Avrupa`da yılda 11 milyar dolarlık dondurma yeniyor. Oysa, bütün dünya insanlarına temiz su ve güvenli kanalizasyon sistemi sağlayabilmek için yıllık 9 milyar dolar harcamanın yeteceği hesaplanıyor. Kötü kaliteli suların içilmesinden ötürü dünyada her yıl çoğu çocuk 5 milyon insan ölmektedir. Yine kirli sulardan dolayı günde 3 bin çocuğun öldüğü bilinmektedir` dedi.

KAYNAK: TARAF
Tekirdağ`da su ve maden suyu üreten fabrikalara sağlıklı olmadığı halde olumlu rapor veren denetleme şube müdürü yakayı ele verdi.

Rüşvet alarak olumlu rapor hazırlayan müdür ile birlikte iki fabrika sahibi ve bir genel müdür tutuklanarak cezaevine kondu.

Edinilen bilgiye göre, Tekirdağ`da İl Jandarma Komutanlığı`nın düzenlediği operasyonda su ve maden suyu üreten fabrikaların genel müdürlerinin de aralarında bulunduğu 4 kişi tutuklandı.

Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğü`nde Gıda ve Çevre Kontrol Şube Müdürü olarak görev yapan Kenan A.`nın rüşvet aldığı ihbarı ile harekete geçen jandarma ekipleri şube müdürünü teknik takibe aldı. Yaklaşık 3 ay süren takibin ardından Kenan A.`nın denetim yapmak için gittiği 3 ayrı su ve maden suyu fabrikalarında rüşvet aldığı ortaya çıktı. Kenan A.`nın üretilen su ve maden suları fabrikalarında ürünlere sağlık kriterlerine uymadığı halde `sağlıklı` raporu verdiği ve bunun için fabrika genel müdürlerinden rüşvet aldığı belirlendi.

Jandarma ekipleri Kenan A. isimli şube müdürünü işyerine düzenlediği baskın ile gözaltına aldı. Ayrıca Tekirdağ`ın Şarköy İlçesi Hoşköy ve Saray ilçelerinde fabrikaların sahibi olan Seyfullah K., Tahsin T. ve başka bir fabrikanın genel müdürlüğü görevini yürüten Bülent S. isimli şahıslar da gözaltına alındı. Jandarma ekipleri tarafından sorgulanan zanlılar bir günlük gözaltı süresinin ardından Tekirdağ Adliyesi`ne sevk edildi.

Savcılık tarafından da sorgulanan Sağlık İl Müdürlüğü`nde şube müdürü olan Kenan A., `rüşvet almak, irtikap ve görevini kötüye kullanmak` suçlarından çıkarıldığı 2`nci Sulh Ceza mahkemesi tarafından tutuklandı. Fabrikaların genel müdürleri Seyfullah K., Tahsin T. ve Bülent S. ise `rüşvet` verdikleri iddiasıyla tutuklanarak Tekirdağ Kapalı Cezaevine konuldu. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

KAYNAK: STAR
Su kesintilerinin şebeke suyunun kirlenmesine neden olduğunu ve bunun halk sağlığını tehdit ettiğini kaydeden uzmanlar, `Bu suyla diş bile fırçalanmamalı` diyor

Ankara Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur, su kesintilerinin şebeke suyunun kirlenmesine neden olduğunu ifade ederek, önlem alınmadığı takdirde bunun salgınve ölümcül hastalıklara neden olacağını söyledi.

SALGIN UYARISI

Prof. Dr. Recep Akdur yaptığı açıklamada, Ankara`da 48 saat süren su kesintilerinin halk sağlığını tehdit ettiğini belirterek, sular kesildiği zaman, şebekede negatif basınç oluştuğunu ve boruların etrafındaki kirli suların şebekenin içine emildiğini bildirdi. Bu suların, başta mikroplar olmak üzere her türlü kirliliği içerdiğini söyleyen Prof. Dr. Akdur, şunları söyledi `Boru içine emilen kirli sular, tekrar su verilinceye kadar boru içinde bekler ve bu bekleme sırasında tamamen kokuşur ve kokuşmuş, içilmesi sakıncalı sular haline gelir. Kesintiden sonra musluklarımızdan akan suların bataklık suyu gibi kokması bu nedenledir. Bu su bulanık, kokulu ve hem de her tülü madde ile kirlenmiş bir sudur içilemez.` Suların kullanılmadan önce en az 10 dakika kaynatılması gerektiğini söyleyen Akdur, `Bulaşık yıkama, ağız ve diş fırçalama, sebze ve meyve yıkama amacıyla kullanılması sakıncalıdır. Bu uygulamanın devam etmesi halinde halk kolera, tifo ve viral hepatit açısından risk altındır` ded.

HALK UYURALMALI

Kesintiden hemen sonra gelen şebeke sularının içilebilmesi ve kullanılması için kaynatılması ya da evlerde uygulanabilen dezenfeksiyon yöntemleri ile dezenfekte edilmesi gerektiğine işaret eden Akdur, Belediye`nin kesilme nedeniyle şebekede tekrar kirlenen bu suların içilmemesi için halkı uyarması gerektiğini sözlerine ektildi.

ANKARA, 3 GUN SONRA SUYA DOYACAK

48saatlik su kesintisi uygulanan Ankara`da, Demetevler`de önceki akşam saatlerinde ana su borusunun patlaması ve şehri su basması üzerine, Ankara Büyükşehir Belediyesi su kesinti programını değiştirdi. ASKİ Genel Müdürlüğü`nden yapılan yazılı açıklamada, Demetevler`de Ankara`ya su aktaran 2 metre 20 santimetre çapındaki ana borunun patladığı, hattın onarım çalışmalarına hemen başlandığı vurgulandı. Açıklamada, patlayan borunun tamirinin 24-36 saat süreceği belirtilerek, tamiratın bitmesinin hemen ardından barajdan kesilen suyun İvedik Arıtma Tesisleri`ne verilmeye başlanacağı, bu suyun tesislere ulaşmasının da 36 saat süreceği vurgulandı. Bu durumda Ankara`ya üç gün boyunca hiç su verilemeyecek. ASKİ açıklamasında, `Bu sürelerin sonunda tüm Ankara doyana kadar kesintisiz su verilecek. Daha sonra da kesinti programına devam edilip edilmeyeceğine karar verilecek` denildi.

KAYNAK: BUGÜN
-Çevre ve Orman Bakani Osman Pepe`nin, CHP Bursa Milletvekili Kemal Demirel`in farkli soru önergelerine verdigi yanitlar, basta dogu ve güneydogu olmak üzere yurt genelinde su kaynaklarinda yasanan kirliligi ortaya koydu. Endüstri tesislerinde aritma sistemlerinin olmamasi ve evsel atiklar, su kaynaklarindaki kirliligi arttiran en önemli iki neden olarak öne çikti.

ANKARA(ANKA)-Çevre ve Orman Bakani Osman Pepe`nin, CHP Bursa Milletvekili Kemal Demirel`in farkli soru önergelerine verdigi yanitlar, basta dogu ve güneydogu olmak üzere yurt genelinde su kaynaklarinda yasanan kirliligi ortaya koydu. Endüstri tesislerinde aritma sistemlerinin olmamasi ve evsel atiklar, su kaynaklarindaki kirliligi arttiran en önemli iki neden olarak öne çikti.

CHP`li Demirel, Kütahya, Siirt, Elazig, Bingöl, Bartin, Erzurum, Düzce, Nevsehir, Kars ve Adiyaman illerindeki su kaynaklarinda yasanan kirlilikle ilgili ayri ayri soru önergeleri verdi. Pepe`nin önergelere verdigi yanitlar, su kaynaklarindaki kirlilik gerçegini ortaya çikardi.

KIRLILIK`HARITASI`

Pepe`nin verdigi yanitlarda, su kaynaklarinin kirlilik durumu ve nedenleri illere göre, su sekilde siralandi:

KÜTAHYA

Kirlilige maruz kalan su kaynaklari Porsuk Çayi(Merkez), Gediz Nehri ve Kocaçay(Tavsanli)dir. Ilçelerde endüstri tesisi yogunlugunun az olmasi nedeniyle genel kirlilik, evsel atik sulardan kaynaklanmaktadir.

SIIRT

Kirlilige maruz kalan su kaynaklari Botan, Kezer ve Basur çaylaridir. Botan Çayi, Siirt il merkezine ait atik sular (kanalizasyon sulari) aritilmadan döküldügü için kirlenmektedir. Kezer Çayi, tarimdaki asiri ve yanlis sulamadan dolayi kirlenmektedir. Basur Çayi ise, Bitlis ili ile Baykan Ilçesi ve Ziyaret Ilçesi`ne ait aritilmadan dökülen atik sularla kirlenmektedir.

ELAZIG

Kirlilige maruz kalan su kaynaklari, Keban ve Karakaya baraj gölleri ile Hazar Gölü, Murat ve Dicle nehirleri, Peri ve Haringet çaylaridir. Kirlilik sebeplerini genel olarak evsel atiklar, kismen de küçük ölçekli endüstri tesislerinden kaynaklanan atiksular olusturmaktadir. Elazig ilinde bulunan su kaynaklarindan Murat Nehri ve Keban Baraj Gölü`ne akan Karasu nehrinin baslangiç noktasi Elazig ilinin disinda oldugundan akarsularin baslangiç noktalarindan itibaren olusan kirlilikler de Keban Baraj Gölü`nde kirlenmelere neden olmaktadir.

BINGÖL

Kirlilige maruz kalan su kaynagi Gayt Çayi`dir. Bingöl ilinde sanayi tesisi bulunmadigindan kirlilik evsel niteliklidir.

BARTIN

Kirlilige maruz kalan en önemli su kaynagi Bartin Irmagi olup Bartin Irmagi`nin iki ana kolunu olusturan Kocaçay ve Kocanazçayi, Bartin merkezinde Gazhane Burnu`nda birlesip 14 kilometre yol katederek Bogaz mevkisinde Karadeniz`e ulasmaktadir.

ERZURUM

Kirlilige maruz kalan su kaynaklari, Karasu Nehri, Aras Nehri, Çoruh Nehri ve bunlari besleyen alt akarsulardir. En büyük kirlilik, Erzurum Belediyesi kanalizasyon sebekesinin bagli oldugu ve Firat nehrinin ana kaynagi olan Karasu Nehri`nde görülmektedir. Sanayinin büyük çogunlugu Erzurum Merkez Ilçe`de yer almakta olup, belediyenin kanalizasyonuna bagli olarak faaliyet göstermektedir. Organize sanayi bölgesinden çikan atik sular da direk olarak Karasu Nehri`ne verilmektedir. Aras Nehri`ne Hinis, Horasan, Karaçoban, Köprüköy, Pasinler, Tekman, Halil Çavus, Avlar ve Yagan belediyelerinin atik sulari direk olarak desarj edilmektedir.

DÜZCE

Kirlilige maruz kalan su kaynaklari Küçük Melen, Büyük Melen, Ugur Suyu, Asar Deresi ve Aksu dereleridir. Akarsulardaki en büyük kirlilik sebebi, yerlesim yerlerinden gelen atiksu aritma islemine tabi tutulmadan desarj edilen evsel atiksulardir. Akarsular üzerindeki diger bir kirlilik tehdidi ise, artan sanayilesmedir. Düzce Ovasi`nda mevsimsel tarim faaliyetleri kapsaminda yapilan ilaçlamalar sonucu tarimsal bir kirlilik de olabilecek diger bir tehdittir. Düzce Belediyesi`nin çöp döküm sahasinin da Küçük Melen Çayi`nin hemen yaninda olmasi, bu suyun kalitesini olumsuz etkilemektedir. Dere yataklarindan kaçak malzeme alim sonucu akarsularda kirlilik tehdidi olusabilmektedir.

NEVSEHIR

Kirlilige maruz kalan su kaynagi Kizilirmak Nehri`dir. Kizilirmak Nehri`ne daha çok evsel atiksularin desarji yapilmaktadir.

KARS

Kirlilige maruz kalan su kaynaklari Kars Çayi, Çildir Gölü, Aras irmagi, Arpaçay Baraji ve Kuyucuk Gölü`dür. Kirlilik sebepleri, evsel ve endüstriyel atiksularin aritilmadan belirtilen su kaynaklarina desarj edilmeleri, tarimsal ve zirai mücadele ilaçlarinin yagmur sulari ile birlikte su kaynaklarina karismasidir.

ADIYAMAN

Kirlilige maruz kalan su kaynaklari Egriçay ve Ziyaret Çayi ile bu çaylardan Atatürk Baraji, Kuru Dere, Çelikhan Deresi ve Göksu Çayidir. Kirlilik sebepleri, evsel atiklarin aritilmadan dogrudan ya da dolayli sekilde bu sulara desarj edilmesi, kati atiklarin düzensiz depolanmasi, bilinçsizce yapilan zirai ilaçlama ve yanlis toprak islenmesinin sonucu toprak erozyonu, tarim disi arazilerde olusan toprak erozyonu olarak siralanabilir.

KAYNAK: HABERX
Havaların ısınmasıyla çoğalan yaz hastalıklarının nedenlerinin başında gıda hijyeninin olmamasıyla birlikte kirli su kaynakları geliyor. Sadece mikrobik değil, kimyasal ve toksik kirlilik de sağlığı tehdit ediyor. Geçen yıl kuraklık yüzünden azalan su miktarının yerel yönetimleri güvensiz kaynaklara yöneltmesi, sudaki zehirli arsenik bileşikleri riskini sıkça gündeme taşıdı. Şehirlerdeki su şebekeleri her ne kadar geçmiş yıllara göre yenilendiyse de ana hatlardaki bir arıza bir anda tüm şehir suyunu kullanılamaz hale getirebiliyor. Basında daha yakın zamanda, lezzetli suyuyla ünlü Edremit`in musluklarından çamur aktığı haberi yer aldı.

ŞİŞELENMİŞ SU KULLANIMI ARTIYOR

Topluma sağlıklı içme ve kullanma suyu temin etmek, merkezi ve yerel yönetimlerin asli görevleri arasında yer almakla birlikte aksi durumlara hazırlıklı olmak bize düşer. Son 15 yıldır içmek için musluk suyu yerine pet ya da damacana su kullanmak giderek yaygınlaşıyor. Bu sadece bizim toplumumuzda değil, Avrupa ülkeleri ve ABD`de de böyle. Ülkemizde şişelenmiş su sektörü hacmi 2008 sonunda yaklaşık 8,6 milyar litreydi. Sektördeki toplam ciro ise yaklaşık 3 milyar TL`ye ulaştı. Geçtiğimiz yıl 8,6 milyar litre şişelenmiş su satılırken, tonaj olarak damacana toplamın yüzde 70`ini, diğer ambalajlı sular ise yüzde 30`unu oluşturdu. Peki, şişlenmiş su tam anlamıyla sağlığa uygun mu? Bu soruya gönül rahatlığıyla evet demek, ne yazık ki mümkün değil. Toplum sağlığı kurallarının bize göre katbekat sıkı denetlenip uygulandığı ülkelerde bile bu suların analizinde akla sığmayacak kimyasal maddelere ya da mikroplara rastlanabiliyor. Bu nedenle aldığınız suya ağzında tapa var diye gözü kapalı güvenmek büyük aymazlık olur. Doğrusu bilinen bir markayı göze kestirmek, güvenilir bir yetkili dağıtıcı bulmak, bir kereye mahsus olmak üzere üretim ve dağıtım ruhsatlarını incelemek, aksi bir hal gelişmediği sürece aynı suyu almaya devam etmek olur.

KAYNAK: SABAH
İsveç Umea Üniversitesi bünyesindeki Dizayn Enstitüsü`nde master öğrencisi olan Türk tasarımcı Ceren Bagatar, deprem ve sellerin vurduğu afet yerleri ile temiz su sıkıntısı çeken gelişmemiş bölgeler için `Rescue Bottle` (Kurtarma Şişesi)`ni geliştirdi.

Kirli suyu her açıdan temiz hale getiren icat sayesinde, savaş alanları ile sel ve depremlerin meydana geldiği afet bölgelerinde, temiz su yokluğundan kaynaklanan hastalıkların yayılması engellenmiş olacak.

Kurtarma Şişesi`nin çalışması `ters osmosis` prensibine dayanıyor. Su, özel bir zar aracılığıla daha yüksek yoğunluktaki bir bölgeden daha düşük yoğunluğa sahip bir bölgeye geçiyor. Buradaki özel zar, kirli sudaki gözle görülen ya da görülmeyen bütün katı, bozuk ve tehlikeli kısımları ayırıyor. Zarın öbür tarafında ise içilebilecek kalitede temiz su kalıyor. Sıradan bir filteden geçirilen ya da kaynatılan su, hala mikrop içerebilecekken, Kurtarma Şişesi`nde dönüştürülen su, tamamen mikroplardan arındırılmış olarak yeniden kullanıma sunuluyor.

Ceren Bagatar`ın buluşunun diğer bir kritik özelliği ise, kirli suyu temize dönüştürürken ishale neden olan maddeleri tamamen yok edebilmesi. Böylece arıtılmış sudaki `besleyici` özellik daha da artıyor. Susuzluk yaşamış hastalarda, glukoz, sodyum klorür, potasyum klorür ve disodyüm hidrojen sitrat gibi maddeler, tedavinin gerçekleşmesi için vücuttan elimine edilir. Bağatar`ın geliştirdiği cihaz, kirli suyu temize dönüşütürürken bu maddeleri de imha ediyor. `Eloktrolit` olarak da bilinen bu maddeler, su kıtlığının yaşandığı bölgelerde sıkça rastlanan akut ishal ve kolera vakalarında tedavi için vücuttan yok ediliyor.

ULAŞILMASI GÜÇ YERLERE KOLAYCA TAŞINABİLİYOR

Kurtarma Şişesi, bir şarj ömrü boyunca 500 mililitre suyu temizleyebiliyor. 15 şarj süresinden sonra 7,5 litre temiz, güvenli ve berrak su elde edilebiliyor.

Ceren Bagatar, Kurtarma Şişesi`nin mülteci kamplarında ve afet bölgelerindeki çadır kentlerde kullanımının çok kolay olduğunu, değişik ağızlıklarıyla beraber 20 - 50 dolar`a mal olabileceğini söyledi. Bagatar, Kurtarma Şişesi`nin ulaşılması güç bölgelere de kolaylıkla taşınabildiğini ifade etti.

İnternetteki bilim sitesi Softpedia`nın editörlerinden Florin Tibu, Kurtarma Şişesi`nin oldukça faydalı bir cihaz olarak dikkat çektiğini, mümkün olduğunca çabuk genel kullanıma başlanmasını ümit ettiğini kaydetti.

Ceren Bagatar`ın tasarımı, Mart ayında yapılan `Küresel Su Krizine Çözüm` konulu Aspen Dizayn Yarışması`nda ilk 7`ye kaldı. Söz konusu yarışmaya 27 ülkeden 115 üniversite, 225 proje ile katılmıştı.

KAYNAK: YENİŞAFAK
Tekirdağ`ın merkeze bağlı Kumbağ ve Barbaros beldelerinde içme suyu, kanalizasyonun aktığı ve balıkların öldüğü göletten sağlanıyor. Son bir ayda binlerce kişinin rahatsızlandığı beldelerde yetkililer, herhangi bir uyarı yapmadığı için sular içilmeye devam ediliyor.

Tekirdağ`ın turistik beldeleri Kumbağ ve Barbaros, içme suyunu Yazır Göleti`nden sağlıyor. Yaklaşık 60 bin kişinin yaşadığı iki beldede vatandaşlar yıllardır içme suyunu Yazır Göleti`nden alıyor. Geçtiğimiz hafta başgösteren içme suyu kirliliği vatandaşları zor duruma düşürdü. İçme suyunda yapılan incelemelerde `nitrat` bulunması tatilcileri tedirgin ederken, suyun geldiği Yazır Göleti`ne üç farklı köyün kanalizasyonunun aktığı ortaya çıktı.

Aşağı Kılıçlar, Yukarı Kılıçlar ve Karahisarlı köylerinin kanalizasyonlarının 14 yıldır arıtılmadan gölete verilmesi özellikle yaz aylarında nufüsunu üçe katlayan Barbaros ve Kumbağ beldelerinde tatilcilerin keyfini kaçırdı. Kanalizasyonun ve göldeki bitkilerin oluşturduğu nitrat nedeniyle gölette onlarca balığın öldüğü ortaya çıktı. Barajdan beldeye içme suyunu ulaştıran kanalların içinin kirli ve üzerinin açık olması dikkat çekti.

Kumbağ Su Arıtma Merkezi`nin, 2 yıldır tamamlamaması nedeniyle belde halkı suları arıtılmadan içiyor. Çamurlu ve sarı renkte akan sular nedeniyle turizm beldesinde onlarca insanın hastalandığı kaydedildi. Yazır Gölet`ine balık tutmak için gelen Ali Aslan köylerin kanalizasyonunun yıllardır baraja aktığını söyledi. Arıtma tesisinin kurulması gerektiğini ifade eden Aslan, kirli su nedeniyle birçok bulaşıcı hastalığın oluşabileceğini kaybetti.

Özellikle son zamanlarda Kumbağ`da içme sularının çamur renginde aktığını ifade eden tatilci Rukiye Kılıç çeşmeden akan su ile yemek bile yapılmadığını söyledi. Kılıç, `Son 20 gündür sular sarı akıyordu. Aynı lağım gibiydi. Sular çok pis kokuyor. Ne banyo, ne yemek hiç bir şey yapılmıyor. Sular leş gibi kokuyor. Suyla abdest dahi alınmıyor. Sudan ağzım yara oldu. Yetkililer bu duruma bir çare bulsunlar. Burası Turizm beldesi, buraya gelen çok oluyor. Buraya gelen birçok turist su yüzünden kaçtı. Buraya gelen turist suyu kullanamadığı için şikayetçi. Belediyemizden şikâyetçiyiz. Suyu içmeye kesinlikle kullanamıyoruz. Kirli su nedeniyle çok kişi banyo bile yapamıyoruz diyerek beldeden ayrıldı. Birçok kişinin de sudan dolayı rahatsızlandığını biliyoruz` dedi.

Her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turistin Kumbağ`a geldiğini belirten Semiha Engin ise çeşmeden akan suların pis koktuğunu ve kullanamadıklarını söyledi. Kirli su nedeniyle büyük sıkıntı çektiklerini ifade eden Engin, `Sularımız lağımdan daha pis kokuyor. Buraya turistler geliyor. Belediyemiz su parası alıyor. Yazık değil mi bu kirli sudan paramı alınır. Suyun kirli olduğunu bilmeyerek abdest aldım. Gözlerimden rahatsızlandım. Doktora gittim, su yüzden hastalandığımı söyledi. Birçok insan beldemizde rahatsızlandı. Bu sudan insanlar kolera dahi olur` şeklinde konuştu.

KAYNAK: (CİHAN)
Yerel seçimlere hazırlanan AK Partili Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile CHP`li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu arasındaki `arsenikli su` polemiğini sona erdirecek çözüm, İstanbul`daki 5. Dünya Su Forumu`ndan çıktı. İki belediye başkanının, birbirlerini halka arsenikli su içirmekle suçladığı bir dönemde yeni keşfedilen bir zar teknolojisinin, sudaki arsenik benzeri ölümcül toksinleri filtrelediği açıklandı. Deniz suyunu arıtma şu anda en pahalı içme ve kullanma suyu elde etme yöntemlerinden biri olduğu için pek tercih edilmiyor. Ancak zarla filtrelemenin, suyun tuzdan arındırılması ve saflaştırılmasında enerji tasarrufu sağladığı için işlerlik kazanabileceği belirtiliyor. Üretilen bu yeni teknoloji hakkında SABAH`a bilgi veren IBM Keşif ve İnovasyon Programları`nın Amerikalı Direktörü Kristopher Lichter, `Zar teknolojisi ile su kıtlığına ekonomik bir çözüm bulunmuş olacak. Çünkü bu sistem benzerlerine göre daha az enerji tüketiyor` dedi. Lichter`in verdiği bilgiye göre, zar teknolojisi Central Glass, King Abdulaziz City for Science and Technology (KACST) ve Texas Austin Üniversitesi`nden bilim adamlarının yürüttüğü ortak proje ile üretildi. Lichter, teknolojinin, sudaki klor maddesinin yarattığı tahribata karşı da dayanıklığı olduğunu belirtti.

BİRBİRLERİNE GİRMİŞLERDİ

Melih Gökçek ile Aziz Kocaoğlu arasındaki arsenik polemiği, Ankara`nın suyunda arsenik ve kadmiyum bulunduğu iddiasının ortaya atılmasıyla başlamıştı. Gökçek de bu iddia üzerine İzmir`in şebeke suyunda 59 mikrogram arsenik olduğunu öne sürmüştü. Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu önceki gün forumda yaptığı açıklamada Ankara`nın suyunu denetleyen kuruluşların, suda herhangi bir arsenik bulgusuna rastlamadıklarını söyledi. Kristopher Lichter`in açıkladığı arsenik ve tuzu ayıklayabilen zar teknolojisinin adı `i-Phobe`. Zar, bazik ortamda düşük oranda su taşıyıcı filtreden, yüksek oranda su taşıyıcı filtreye dönüşüyor. Araştırmacılar bu özelliği `su otoyolu` olarak adlandırıyorlar. Kirli su `otoyol`dan geçerken arsenik filtreleniyor ve diğer taraftan saf içme suyu çıkıyor. Arsenik günümüzde içme sularıyla insan sağlığını tehdit eden zehirlerin başında geliyor. Araştırmalar, halkın uzun süredir arsenikle kirlenmiş suya maruz kaldığı ülkelerde suyu içen her 10 kişiden birinin akciğer, mesane ve cilt kanserinden öldüğünü gösteriyor.

AKILLI SUYA İSRAİL ÖRNEĞİ

Deniz suyunu temizleyen zar teknolojisini Akıllı Su` denilen program kapsamında ürettiklerini belirten Lichter, `Su konusunda teknoloji üretmeden önce bilgimizi artırmalıyız. Bu yüzden programa akıllı su adını verdik` dedi. Lichter`in açıkladığı rapora göre İsrailli çiftçilerin 1964`ten başlayarak kullandıkları teknolojik tarım yöntemleri, İsrail`i su kıtlığı tehdidinden kurtarmış. İsrail, bugün 1960`lı yıllara oranla üç kat daha fazla nüfusu beslediği ve dokuz kat fazla üretim yaptığı halde su tüketimini sadece yüzde 3 oranında artırmış.

KAYNAK: SABAH
Temiz suyun çok yakında petrol ve altından daha değerli olacağı, kirli sudaki midyenin ise kanser dahil birçok hastalığa sebep olduğu açıklandı

İZMİR- Ege Üniversitesi(EÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Türkiye`de Hepatit-A`nın en çok görüldüğü yerlerin başında Ege Bölgesi`nin geldiğini belirterek, `Bunun nedeni midye yeme alışkanlığıdır` dedi. Karababa, temiz su kaynaklarının gelecek yıllarda `petrol ve altından` daha değerli olacağını bildirdi. 2025 yılında dünya nüfusunun 7.8 milyara ulaşılacağının tahmin edildiğini belirten Karababa, yeraltı kaynak sularının küresel ısınma yüzünden kendini yenileyemediğini, yüzeysel su kaynaklarının da kirlilik riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Ege`de `Hepatit` korkusu

Su kaynaklarının kirlenmesiyle Türkiye`de bir çok bölgede başta tifo, paratifo, dizanteri gibi hastalıklar görüldüğünü anlatan Prof. Dr. Karababa, şu bilgiyi verdi: `Türkiye`de Hepatit-A`nın en çok görüldüğü yerlerin başında Ege Bölgesi gelmektedir. Bunun da nedeni midye yeme alışkanlığıdır. Midye, ağır metaller içerdiği için Hepatit-A gibi birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Akarsu kaynaklarımıza dereler yoluyla gelen ağır metaller, önemli sağlık problemlerine yol açmaktadır. Besin zinciri yoluyla insanlara ulaşan bu ağır metaller vücutta cilt hastalıkları, kangren, karaciğer, böbrek yetmezliği, kalp ritmi bozukluğu, sinir sistemi bozukluğu ve kanser türlerine neden olmaktadır. Hayat su olmaksızın 5-7 gün sürüyor.

Yüzde 37`si heba oluyor

Karababa, suyun heba edilmeden, kontrollü kullanılması ve kirletilmemesinin son derece hayati bir konu olduğunu söyledi. Çevre Mühendisi Helin Kınay da geçen yıl Türkiye`de içme suyuna karışan atıksular nedeniyle 13 bin 500 kişide bağırsak enfeksiyonu vakası yaşandığını, iki kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Kınay, Türkiye`de ortalama içme ve kullanma suyun yüzde 37`sinin heba edildiğini ifade ederek, 2050 yılında suya olan ihtiyacın yüzde 41 artacağını belirtti.

> Midye hasta ediyor

Ege`nin incisi İzmir`de midye avcılığı çok yaygın. Midye, ağır metaller içerdiği için başlı başına bir hastalık sebebi. Bir de kirli sularda avlanmışsa; başta Hepatit-A olmak üzere birçok hastalığa davetiye çıkarıyor.

KAYNAK: TÜRKİYE
Sanayiden kaynaklı atık suların yüzde 66`sına hiçbir arıtma işlemi uygulanmayan Türkiye`de önemli akarsuların büyük kısmının "Kirli" ve "Çok kirlenmiş" olarak nitelendirildiği bildirildi. TMMOB Çevre Mühendisleri Odasından alınan bilgiye göre,31 Aralık 2004 tarihli Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği`nde yüksek kaliteli su 1. sınıf, az kirlenmiş su 2. sınıf, kirli su 3. sınıf, çok kirlenmiş su ise 4. sınıf olarak yer alıyor. DSİ tarafından havza bazında yürütülen kirlilik gözlem ve tespit araştırmalarının sonuçlarının da bu kalite sınıflaması göz önüne alındığında, pek iç açıcı bir görünüm sergilemediği kaydedildi. Buna göre, Türkiye`nin sulanabilir nitelikteki topraklarının yüzde 45`inin bulunduğu İç Anadolu Bölgesi`nin en önemli akarsuyu olan ve Karadeniz`e dökülen Kızılırmak`ın Sivas`ın Hafik ilçesinden sonraki coğrafyada sulama suyu olarak bile kullanılamadığı iddia edildi. Evsel, tarımsal ve endüstriyel atıklar, Türkiye`nin en önemli akarsu havzaları olan Sakarya ve Seyhan havzalarını da tehdit ediyor. Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi`nde faaliyet gösteren tesislerin büyük çoğunluğunun atık suları, Ergene Nehri`nin bir kolu olan Çorlu Deresi`ne deşarj ediliyor. Bu bölgede yapılan araştırmalar, Çorlu Deresi`nin "Olağanüstü kirli" durumda olduğunu gösteriyor. Bölgede faaliyet gösteren birçok endüstrinin deşarjlarını toplayan Meriç Nehri ise endişe verici bir kirlenme karakteri sergiliyor. Bir kesimi 4.sınıf kategorisinde olan Meriç`te tarımsal faaliyetlerden kaynaklı kirlenme de önemli bir etken. Havzada tarımsal ilaç ve gübre kullanım miktarlarına ilişkin veriler bulunmadığından dolayı, kirliliğe ilişkin net bir sonuç elde edilemiyor. Susurluk havzası, Güney Marmara`nın tüm evsel, endüstriyel ve tarımsal atık sularının ulaştığı bir su ağı olarak dikkat çekiyor. Güney Marmara`nın üç önemli akarsuyunu ve bu akarsuların drenajalanlarını kapsayan Susurluk havzasında yer alan Nilüfer Çayı, hemorganik hem de ağır metal açısından aşırı derecede kirlenmiş durumda bulunuyor.Nilüfer Çayı`nın diğer bir kolu olan Soğanlıdere ve Ayvalı derelerinin su kalitesi de 4. sınıf kategorisinde yer alıyor. Bor, kağıt ve şeker fabrikalarının atık sularını alan Simav Çayı`nın kalitesi ise 3. ve 4. sınıf arasında değişiyor. Kalitesi genelde 2. sınıf olan Emet Çayı, bor ve arsenik konsantrasyonu açısından tarımsal sulama ve içme suyu temini yönünden oldukça sakıncalı durumda bulunuyor. Bu durum, suyun kalitesinin 4. sınıfa düşmesine neden oluyor.Özellikle evsel atık su ve tarımsal faaliyetlerden kaynaklı kirlenmenin ön plana çıktığı Gediz havzasında bulunan Demirci, Selendi ve Gedizçaylarının su kalitesi, 3. ve 4. sınıf kategorisinde yer alıyor. Aynı su kalitesine sahip ve yöredeki maden yataklarından kaynaklı cıva, kurşun ve bor değerleri de oldukça yüksek olan havzadaki Nif, Alaşehir ve Tabak çayları ise endüstriyel ve bakteriyolojik kirlilik açısından dikkat çekiyor.Kuzey Ege, Yeşilırmak ve Büyük Menderes havzaları da endüstriyel ve tarımsal kirlenme açısından kötü durumda bulunuyor.-

ARITILMAYAN SULAR YA DENİZE YA AKARSULARA

Çevre Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Burçak Karaman Uysal, akarsuların kendi doğal döngüsü içinde tolere edebileceği düzeyde kirlilik sınır değerleri aşıldığında suda aşırı kirlenme başladığını belirtti. Belediyelerin yüzde 69`unda kanalizasyon şebekesi bulunmasına rağmen sadece yüzde 10`una atık su arıtma tesisi hizmeti verildiğine işareteden Uysal, aktif durumdaki 107 organize sanayi bölgesinden ise sadece 33`ünde arıtma tesisi bulunduğuna dikkati çekti. Uysal, sanayiden kaynaklı atık suların yüzde 66`sına, hiçbir arıtma işlemi uygulanmadığını, bu arıtılmayan atık suların yüzde 91`inin isedeniz ve akarsulara deşarj edildiğini vurgulayarak, şöyle konuştu: "Arıtılarak deşarj edilen yüzde 34`lük oran için de yanıtlanması gereken sorular, bu konuda da içimizin rahat olamayacağını göstermektedir. Farklı sektörlerden ağır metaller, tehlikeli kimyasallarda dahil çok farklı içeriğe sahip olan sanayi kaynaklı atık suların, nasıl bir arıtma işleminden geçtiği, ileri arıtma, doğru arıtma tekniklerinin kullanılıp kullanılmadığı, arıtılan atık suların çıkış sularının içeriği, bu çıkış sularının uluslararası deşarj standartlarını sağlayıp sağlamadığı, arıtma tesislerinin kesintisiz, sürekli işletilip işletilmediği, bu konuda Çevre ve Orman Bakanlığı ve ilgili kuruluşlar tarafından yeterli denetimlerin yapılıp yapılmadığı, gerekli cezai yaptırımların uygulanıp uygulanmadığı tartışmalıdır."

"AKARSULARIMIZ İÇLER ACISI DURUMDA"

Türkiye`nin 26 akarsu havzasına ayrıldığını fakat tüm akarsulara ait yeterli gözlem verisi bulunmadığı için kirlilik haritalarının ülke bütününü sağlıklı şekilde yansıtamadığını belirten Uysal, şöyle devam etti: "Elde edilen veriler ve sonuçlar, en önemli doğal varlıklarımız olan akarsularımızın içler acısı durumda olduğunu göstermektedir. Su yönetimiyle ilgili tüm politikalar, toplumun tamamının su kaynaklarına ulaşım hakkı olduğu ve su kaynaklarının kamu yararına uygun kullanımı temelinde oluşturulmalıdır. Herkesin ücretsiz, temiz su hakkı, güvence altına alınmalıdır."

NELER YAPMALI?

Uysal, yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı: "Yapılması gereken, öncelikle kirliliğin kaynağında bertaraf edilmesive alıcı ortam kirlilik denetiminin siyasi iktidarlar ve yerel yönetimlerce kararlı bir şekilde uygulanmasıdır. Gerek kamu gerekse özel sektöre bağlı sanayi kuruluşlarında çevre denetimi, çevre yönetimi, atıksu arıtma tesislerinin kurulması ve işletilmesi gibi çevre mühendisliği uzmanlık alanına giren faaliyetler çevre mühendisleri eliyle gerçekleştirilmelidir.Akarsuların korunmasına, iyileştirilmesine ve geliştirilmesine yönelik, ulusal ve yerel ölçekte, kamucu bir su politikası oluşturulmalıdır. Akarsuların kirlilik düzeylerini gözlemleyecek sağlıklı verilerin oluşturulması sağlanmalıdır. Akarsuların, evsel ve endüstriyel atık sular, katı atıklar, tarımsal ilaç ve gübre kullanımı ile kirlenmesinin önüne geçilmeli, bu alanda proje ve yatırımlar öncelikle tesis edilmelidir. İller Bankası ve DSİ Genel Müdürlüğü gibi kurumların, su politikaları ve su yönetimi alanındaki görev ve sorumlulukları yeniden tanımlanmalı, havza yönetimi temelinde yetkileri genişletilmelidir. Yeterli denetim ve yaptırım mekanizmaları geliştirilmelidir. Tüm bunlar için ise öncelikle, bütünleşik bir çevre politikasına bu kapsam da da kamusal bir su politikasına ihtiyaç vardır

KAYNAK: YENİŞAFAK
Malatya`nın Battalgazi ilçesinde 2,5 aydır yaşanan su kesintileri, ishal salgınına sebep oldu. Borulardan akan kirli suyu kullandığı için ishale yakalanan kişi sayısı 500`e ulaştı.

İlçede cuma akşamı başlayan ishal vakalarının giderek artması üzerine Malatya Valiliği ve Battalgazi Kaymakamlığı`nda kriz merkezi oluşturuldu.

Malatya Valisi Halil İbrahim Daşöz, vatandaşların şebeke suyunu kaynatarak tüketmesini istedi. Vali Daşöz, sebze bahçelerinin kanalizasyonlu su ile sulanmaması gerektiğini vurgularken, sebze ve meyvelerin iyice yıkanıp yarım saat suda bekletildikten sonra tüketilmesini önerdi. Battalgazi ilçesi içme suyu şebekesinde su kesintileri sonucu ortaya çıkan kirlenmelerin giderilmesi için şebekeye yüksek basınçlı su verileceğini belirten Vali, ilçede su depolarının 48 saat boyunca dezenfekte edileceğini aktardı.

İl Sağlık Müdürü Dr. Hacı Bayram Zengin de ishal salgınına dikkat çekerek, ilçeye sağlık personeli takviyesi yapıldığını kaydetti. Zengin, cuma gününden itibaren ilçede gerekli tedbirlerin alındığına değinerek, şunları söyledi: `Malatya`da daha önce yaşanan ishal olayı nedeniyle kurduğumuz erken uyarı sistemi mevcut. Bu sayede gerekli tedbirleri aldık.` İnönü Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erkan Pehlivan da yaşanan vakaların küçük boyutta bir salgın olduğunu bildirdi. Pahlivan, şebekeye basınçlı su verilmesi ve gerekli klorlamanın yapılması ile salgının önlenebileceğini ifade etti.

KAYNAK: ZAMAN
Mikroplu su, bağırsak enfeksiyonuna sebep oldu. 72 kişi hayatını kaybetti.

Somali`de bağırsak enfeksiyonu yüzünden 72 kişi hayatını kaybetti.

Enfeksiyonun özellikle kuraklık çekilen güney bölgelerde yaygın olduğu, buralarda halkın mikroplu suları içmek zorunda kaldıkları bildiriliyor.

Somali`de çatışmalar, uluslararası yardım kuruluşlarının milyonlarca insana yardım ulaştırmasını zorlaştırıyor.

KAYNAK: TRT
Nanoteknoloji insan saç telinden bir milyar katı daha az incelikte karbon lifi üretimine imkan veriyor.

Bu çerçevede kirli su arıtımında artık geleneksel yöntemler yerine `karbon nanotüpleri` kullanılması gündeme geliyor. Sık sık sel felaketine uğrayan ve temiz içme suyu sorunu olan Hindistan`da bu yöntem üzerinde yoğun araştırmalar yapılıyor.

Karbon Nanotüpleri Temiz İçme Suyuna Çare Olacak

Hindistan` da Bhabha Atom Araştırma Merkezi(Bhabha Atomic Resarch Center) BARC`da görevli araştırmacılar, su arıtma teknolojisindeki yeni gelişmeleri sürekli izlediklerini belirtirken, gelişmekte olan ülkelerde kullanılacak teknolojinin basit, kurulması ve kullanılması kolay, aynı zamanda da maliyetinin ucuz olması gerektiğini vurguluyorlar.

Araştırmacılar, `International Journal of Nuclear Desalination` dergisinde yayınladıkları yazıda nanoteknoloji ürünü olan karbon nanotüplerinden yalnızca su zerreciklerinin geçebildiğini, suyun virüs, bakteri, zehirli metal iyonlardan arındırıldığını duyurdular.

Araştırmacılara göre karbon nanotüplerine dayalı bir arıtma sisteminde suyun hiç bir şekilde kirlenmeden hızlı bir şekilde akması sağlanırken, bu sistem geleneksel süzme sitemlerinden daha ucuza mal edilebilecek.

Karbon Nanotüpleri Suyu Arsenikten Arındırabilecek mi?

Hindistan`da Mumbai`deki Atom Araştırma Merkezi`nde çalışan araştırma ekibi, karbon nanotüp teknolojisine dayalı sistemin, kirli suları, arsenik, ağır metal ve zehirli organik kimyasal maddelerinden de arındırmayı sağlaması amacıyla da çalışmalarını sürdürüyor.

Araştırmacılar, karbon nanotüplerin suyun tüm zehirli atiklardan arındırılarak saflaştırılması konusunda büyük bir potansiyel taşıdığına dikkat çekiyorlar.

KAYNAK: TRT
Sağlık Bakanlığı, su kesintileri konusunda, vatandaşları, yerel yönetimleri ve il sağlık müdürlüklerini uyardı.

Sağlık Bakanlığı`ndan yapılan yazılı açıklamada, su sıkıntısının özellikle içme ve kullanma sularının tasarruflu, etkin ve sağlığı olumsuz yönde etkilemeyecek şekilde tüketimini gerekli kıldığını belirterek, içme ve kullanma sularının insan ve toplum sağlığını doğrudan etkileyen önemli etmenlerin başında geldiği vurgulandı. Açıklamada, içme ve kullanma sularının güvenli ve temiz olması, toplumun suya kolayca ulaşabilmesi gerektiği ifade edilerek, `Yeterli içme ve kullanma suyu temini aslen yerelyönetimlerin görevi olmakla birlikte, toplumun tamamını ilgilendiren sorumluluklar da söz konusudur. Bakanlığımız konu ile ilgili uzmanlarla yapmış olduğu çalışmalar sonucunda yerel yönetimler, sağlık teşkilatıyla vatandaşlarımıza düşen görevler ve konu ile ilgili uyanlar tespit edildi` denildi. Bakanlık, su kesintisi öncesi ve sonrasında yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

YEREL YÖNETİMLERCE ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER

Öncelikle mümkün olduğunca su kesintisine gidilmemesi için tüm alternatifler değerlendirilmeli ve zamanında tedbir alınmalıdır.

Su kesintisi zorunlu ise uzun süreli kesintilerden kaçınılmalıdır. Zorunluluk halindeki bir günü aşan kesintilerde gerekli tedbirler alınmalıdır.

Herhangi bir salgın hastalık ortaya çıkması durumunda, sağlık teşkilatının talebi ürerine su kesintisine son verilmelidir.

Kesinti planlaması da dahil olmak üzere su kesintilerinin her aşamasında ve su dağıtım sisteminde arıza olması halinde, sağlık müdürlükleri ile koordinasyon sağlanmalıdır.

Normal şartlarda şebeke sularındaki serbest klor miktarı 0. 5 ppm (mg/L) olmalıdır. Ancak, su kesintilerinin yaşandığı yerlerde süper klorlama yapılmak suretiyle bu miktar 1 ppm`e (mg/L) çıkarılmalıdır.

Kesinti süresince kontroller sıklaştırılmalı, suyun bakteriyolojik analizleri, serbest klor ölçümleri aksatılmadan yapılmalıdır. Klorlama cihazlarının periyodik bakımlarının yapılarak sürekliliği sağlanmalı ve sistem muhtemel arızalara karşı yedeklenmelidir.

Su depolarının periyodik bakım, temizlik ve dezenfeksiyonu ihmal edilmemeli, tüm işler için konunun eğitimini almış personel istihdamı sağlanmalıdır.

Su ile bulaşan bulaşıcı ve salgın hastalıklara zamanında ve etkin bir şekilde müdahale etmek için, su şebeke sisteminin kaynak, depo, isale hattı, klorlama üniteleri ile kanalizasyon şebekesi bilgilerini içeren plan ve krokileri yerel yönetimlerce hazır bulundurulmalı ve bunların bir örneği sağlık teşkilatı yetkililerine de verilmelidir.

Arıza durumunda, bakım onarım yapılırken iyi planlama yapılmalı, onarım yapılan şebeke bölümü 10 ppm klor içeren suyla 20 dakika dezenfekte edildikten ve bu yüksek klorlu su geri çekilip 1 ppm klor içeren suyla durulandıktan sonra şebekeye bağlanmalıdır.

Okul, hastane, otel, cami, resmi binalar vb. yerlerin su depolarının bakımı, temizlenmesi ve dezenfeksiyonu konusunda ilgililere yardımcı olunmalıdır.

Depo temizliği ve dezenfeksiyonu konusunda hizmet sunmak isteyen özel kuruluşlar, sağlık teşkilatının görüşleri alınarak ruhsatlandırılmalı, verilen hizmetin kontrol ve denetimi sağlık teşkilatı ile koordineli olarak yapılmalıdır.

Kuyu sularından yararlanılan bölgelerde kuyular kayıt altına alınmalı, bu kayıtlar için DSİ ve il özel idarelerince verilen kuyu ruhsatlan esas alınmalı, ruhsatsız kuyu kullanımına müsaade edilmemelidir. Kuyu suları doğrudan içme suyu olarak kullanılmamalı, bu sular hiçbir şekilde şebeke suyuna bağlanmamalıdır.

Ticari kuruluşlarca tankerlerle içme suyu satışı yasak olmakla birlikte, yerel yönetimler ve yetkilendirdikleri kuruluşlarca gerektiğinde hastaneler, çocuk ve yaşlı bakım evleri ve ilköğretim okullarının ihtiyaçları karşılanabilir. Şebeke suyunun teknik olarak verilemediği bölgelere de Sağlık Müdürlükleri ile koordinasyon sağlanması kaydıyla tankerle su ikmali yapılabilir. Ancak, tankerle içme ve kullanma suyu temininde belirlenen kurallara titizlikle uyulmalıdır. Bu iş için kullanılan tankerler yerelyönetimlerce ruhsatlandırılmış olmalı ve başka amaçlar için kullanılmamalıdır. İçme ve kullanma suyu tankerlerinin dolum noktaları sağlık teşkilatına bildirilmelidir. Tankerlerdeki bakiye klor oranı 1 ppm olmalıdır.

Sulama amaçlı kullanılan tankerlerle içme ve kullanma suyu taşınmamalıdır. Bu tankerler üzerine `içilmez` ibaresi yazılmalıdır.

Genel amaçlı kullanılan tuvaletlerin zemin, tuvalet taşı ve klozetleri yüzde 2`lik sodyum hipoklorit solüsyonu (2 Lt çamaşır suyu+8 Lt su karışımı) ile temizlenmesi ve bu yerlerde el temizliği için katkısız sıvı sabun kullanılması sağlanmalıdır.

Atık sularla kirlenen dere ve çayların sulama suyu olarak kullanımı önlenmelidir.

Mahalle çeşmeleri gibi dezenfeksiyon işleminin yapılamadığı, ancak biyolojik veya kimyasal kirlilik tespit edilmiş suların tüketimi engellenmelidir. Bu gibi yerlerde `içilmez` ibareli tabela veya levha aşılmalı, tarihi veya kültürel niteliği bulunmayıp ıslahı da mümkün olmayan çeşmeler yıkılmalıdır.

Açıkta satılan her türlü gıda satışı engellenmelidir.

Kesinti, arıza, açıkta su satılması, su depolanması ve diğer hususlar belediyelerin ilgili birimlerine iletilmelidir.

Görülebilecek ishal vakalarında mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Kaynağı bilinmeyen buzların kullanılmasından ve tüketilmesinden kaçınılmalıdır.

SAĞLIK MÜDÜRLÜKLERİNCE ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER

Sağlık müdürlüklerinde ilgili sağlık müdür yardımcısı başkanlığında, gıda ve çevre kontrol şube müdürü, bulaşıcı hastalıklar şube müdürü, sağlık ocakları ndurulmalı ve bunların bir şube müdüründen oluşan bir izleme değerlendirme birimi oluşturularak gelişmelerle yapılan çalışmalar günlük/haftalık değerlendirilmelidir (su ve besinlerle bulaşan haftalık sürveyansı).

Bütün yerleşim yerlerinin su ve kanalizasyon sistemlerini ayrı ayrı renkte, kaynak, depo girişi ve çıkısı, klorlama noktalan ve şebekeye katılan kuyu veya ilave kaynak varsa bunları da gösteren ve ilgili yerel yönetimler tarafından hazırlanan krokiler, İl Sağlık Müdürlüğü/Sağlık Grup Başkanlığı`nda da bulunmalıdır.

Yerleşim yerlerinde sorumlu sağlık birimlerince içme ve kullanma suyu sağlayan su kaynaklarının özellikle bakteriyolojik yönden kontrolü için yeterli sayıda odak noktalar belirlenmelidir. Bu odak noktalar belirlenirken kaynak, depo girişi ve çıkışı, şebekenin kanalizasyon sistemine yakın geçtiği noktalar, şebekeye ilave, kuyu, baraj vb gibi bir su kaynağı, şebeke sistemindeki muhtemel zayıflıklar ve toplu su kullanımının olduğu yerler (okul, hastane, toplu çalışılan yerler, gıda üretim yerleri ve yemekfabrikaları vb. gibi) dikkate alınmalıdır. Odak belirleme işlemi yerel yönetimlerle birlikte yapılmalıdır. Belirlenen odak noktalardan sağlık teşkilatınca haftalık bakteriyolojik numune alınmalı (gerektiğinde bu süre kısaltılabilir), suda bakiye klor ölçümü ise günlük olarak yapılmalıdır.

Yapılan kontrollerde kirli bulunan içme ve kullanma sularının kirlilik nedenleri araştırılmalı, kirlilik odak noktaları tespit edilerek izale edilmeli, kirlilik giderilinceye kadar bu su kaynaklarının kullanımına engel olunmalı, gerektiğinde bu durum mahalli yayın organları ile halka duyurulmalıdır.

Mahalle aralarında kuyu, tanker, bidon gibi kaynaklardan sağlanan niteliği belirsiz içme suyu satışlarına engel olmak için gerekli denetimler yapılmalıdır.

Hastaneler, çocuk ve yaşlı bakım evleri ve tüm okulların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, tankerle taşınan içme ve kullanma suyunun bakiye klor ölçümleri ve bakteriyolojik analizler düzenli olarak yapılmalıdır. Su örnekleri bina su tesisatını temsil edecek şekilde alınmalıdır.

Yemek fabrikaları ve lokantalar dahil olmak üzere tüm toplu beslenme hizmeti sunan işletmelerin içme ve kullanma suları ile su depoları bakteriyolojik olarak izlenmelidir. Buralarda çalışanlar ishalli hastalıklar açısından takip edilmelidir.

Yüzme havuzları su kirliliği yönünden izlenmeli, gerekli önlemler alınmalıdır.

Kişisel hijyen ve el yıkama konularında halka yönelik bilgilendirme faaliyetleri artırılmalıdır.

Ambalajlı su işletmelerinin denetimleri sıklaştırılmalıdır. Damacanaların yıkama suları denetlenmelidir.

Buz imalathanelerinin özellikle su kaynağı olmak üzere denetimi sıklaştırılmalıdır.

Belediyelerin eğitim talepleri değerlendirilerek gerekli destek yapılmalı, gereğinde Bakanlık Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü`nden teknik destek istenmelidir.

Gıda işleme yerleri, toplu beslenme yerlerinin denetimi arttırılmalıdır.

KAYNAK: YENİŞAFAK
Kirli depolardan gelen pis sular, enfeksiyon riski oluşturduğu gibi, çamaşır, bulaşık makinesi ile hidrofor ve arıtma cihazlarını bozuyor. Uzmanlar, yaz döneminde tatil için yaşadıkları yerlerin dışına çıkan insanları depolarını, musluklarını bakımdan geçirmeleri konusunda uyarıyor.

Kayseri Sağlık İl Müdürü Kadir Çetinkara, ihmaller sonucu mikrop yuvası haline gelen su depolarının en az 6 ayda bir temizlenmesi gerektiğini söyledi.

Su depolarının temizliğiyle ilgili ciddi bir bilinçlenme oluşmadığına dikkat çeken Çetinkara, `Yerleşim yerlerinde, toplumun ihtiyacının karşılanması amacıyla tüketime ve kullanıma verilen suların yeterli ve sağlıklı olmasının toplum sağlığının korunmasındaki önemi büyük. Vatandaşımız yılda birkaç kez arabasının bakımını yaptırıyorsa, su depolarında da aynı hassasiyeti göstermeli. Temizlenmeyen ve bakımı yapılmayan depolarda her türlü mikrop oluşabiliyor. En az 6 ayda bir depolar temizletilmeli. 3-4 yıl bakımı yapılmayan depolar var. Kaynatma ve klorlama işlemleriyle su dezenfekte edilebilir.` diye konuştu.

Kayseri Su ve Kanalizasyon İdaresi(KASKİ) Genel Müdürü Ender Batukan ise, yaz döneminde insanların tatil için farklı yerleşim alanlarına gittiğini, bu dönemde su sirkülasyonu olmayan su tesisatlarında bakteriyel oluşumlara rastlanıldığını ifade etti.

Şehir şebekesine verilen tüm içme suyu kaynaklarının 24 saat kontrol altında tutulduğunu anlatan Batukan, `Yaz döneminde zaman zaman ishal vakalarında artış gözleniyor. Aynı konutta yaşayan tüm sakinler aynı rahatsızlığa yakalanınca suçu şehir şebekesinde arıyor. Oysa kendi şebekelerinde bakım yapılmaması sonucu bu tür ishal vakaları gerçekleşiyor. Yaz aylarında görülen bazı ishal vakalarının kente verdiğimiz içme suyuyla ilgisi yok. Bu konuda en küçük şikayeti değerlendirerek hemen analizler yapıyoruz. Geçtiğimiz günlerde gelen bir şikayet üzerine yapılan analizlerde hiçbir probleme rastlanılmadı. Kayseri`nin içme suyu, birçok şişe suyundan daha kaliteli ve sağlıklı. Şebeke suyumuzu 24 saat kontrol altında tutuyoruz ve ayrı noktalardan alınan numuneler sürekli olarak laboratuarlarımızda kontrol ediliyor.` şeklinde konuştu.

Depo bakımının 6 ay veya bir yıl aralıklarla mutlaka yapılması gerektiğini anlatan Batukan, `Su depoları bodrum katında ya da kazan dairesinde olduğu için unutulmakta ve temizliği ihmal edilmektedir. Bu depolardan musluklara gelen su ile evlerde her türlü ihtiyaç karşılanmaktadır. Temizlenmemiş su depoları halk sağlığını tehdit etmektedir. Depolarınız periyodik olarak temizlik, bakım ve dezenfeksiyon işlemlerinden geçirilmelidir. Çünkü, temiz olmayan depolar tifo, tifüs, dizanteri, kolera ve hepatit gibi hastalıkların oluşmasına yol açmaktadır.` ifadesini kullandı.
KAYNAK: YENİŞAFAK

Adana Adıyaman Afyonkarahisar Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir Kahramanmaraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlı urfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak ALADAĞ CEYHAN ÇUKUROVA FEKE İMAMOĞLU KARAİSALI KARATAŞ KOZAN POZANTI SAİMBEYLİ SARIÇAM SEYHAN TUFANBEYLİ YUMURTALIK YÜREĞİR BESNİ ÇELİKHAN GERGER GÖLBAŞI KAHTA SAMSAT SİNCİK TUT BAŞMAKÇI BAYAT BOLVADİN ÇAY ÇOBANLAR DAZKIRI DİNAR EMİRDAĞ EVCİLER HOCALAR İHSANİYE İSCEHİSAR KIZILÖREN SANDIKLI SİNANPAŞA SULTANDAĞI ŞUHUT DİYADİN DOĞUBAYAZIT ELEŞKİRT HAMUR PATNOS TAŞLIÇAY TUTAK GÖYNÜCEK GÜMÜŞHACIKÖY HAMAMÖZÜ MERZİFON SULUOVA TAŞOVA AKYURT ALTINDAĞ AYAŞ BALA BEYPAZARI ÇAMLIDERE ÇANKAYA ÇUBUK ELMADAĞ ETİMESGUT EVREN GÖLBAŞI GÜDÜL HAYMANA KALECİK KAZAN KEÇİÖREN KIZILCAHAMAM MAMAK NALLIHAN POLATLI PURSAKLAR SİNCAN ŞEREFLİKOÇHİSAR YENİMAHALLE AKSEKİ AKSU ALANYA DEMRE DÖŞEMEALTI ELMALI FİNİKE GAZİPAŞA GÜNDOĞMUŞ İBRADI KAŞ KEMER KEPEZ KONYAALTI KORKUTELİ KUMLUCA MANAVGAT MURATPAŞA SERİK ARDANUÇ ARHAVİ BORÇKA HOPA MURGUL ŞAVŞAT YUSUFELİ BOZDOĞAN BUHARKENT ÇİNE DİDİM GERMENCİK İNCİRLİOVA KARACASU KARPUZLU KOÇARLI KÖŞK KUŞADASI KUYUCAK NAZİLLİ SÖKE SULTANHİSAR YENİPAZAR AYVALIK BALYA BANDIRMA BİGADİÇ BURHANİYE DURSUNBEY EDREMİT ERDEK GÖMEÇ GÖNEN HAVRAN İVRİNDİ KEPSUT MANYAS MARMARA SAVAŞTEPE SINDIRGI SUSURLUK BOZÜYÜK GÖLPAZARI İNHİSAR OSMANELİ PAZARYERİ SÖĞÜT YENİPAZAR ADAKLI GENÇ KARLIOVA KİĞI SOLHAN YAYLADERE YEDİSU ADİLCEVAZ AHLAT GÜROYMAK HİZAN MUTKİ TATVAN DÖRTDİVAN GEREDE GÖYNÜK KIBRISCIK MENGEN MUDURNU SEBEN YENİÇAĞA AĞLASUN ALTINYAYLA BUCAK ÇAVDIR ÇELTİKÇİ GÖLHİSAR KARAMANLI KEMER TEFENNİ YEŞİLOVA BÜYÜKORHAN GEMLİK GÜRSU HARMANCIK İNEGÖL İZNİK KARACABEY KELES KESTEL MUDANYA MUSTAFAKEMALPAŞA NİLÜFER ORHANELİ ORHANGAZİ OSMANGAZİ YENİŞEHİR YILDIRIM AYVACIK BAYRAMİÇ BİGA BOZCAADA ÇAN ECEABAT EZİNE GELİBOLU İMROZ LAPSEKİ YENİCE ATKARACALAR BAYRAMÖREN ÇERKEŞ ELDİVAN ILGAZ KIZILIRMAK KORGUN KURŞUNLU ORTA ŞABANÖZÜ YAPRAKLI ALACA BAYAT BOĞAZKALE DODURGA İSKİLİP KARGI LAÇİN MECİTÖZÜ OĞUZLAR ORTAKÖY OSMANCIK SUNGURLU UĞURLUDAĞ ACIPAYAM AKKÖY BABADAĞ BAKLAN BEKİLLİ BEYAĞAÇ BOZKURT BULDAN ÇAL ÇAMELİ ÇARDAK ÇİVRİL GÜNEY HONAZ KALE SARAYKÖY SERİNHİSAR TAVAS BAĞLAR BİSMİL ÇERMİK ÇINAR ÇÜNGÜŞ DİCLE EĞİL ERGANİ HANİ HAZRO KAYAPINAR KOCAKÖY KULP LİCE SİLVAN SUR YENİŞEHİR ENEZ HAVSA İPSALA KEŞAN LALAPAŞA MERİÇ SÜLOĞLU UZUNKÖPRÜ AĞIN ALACAKAYA ARICAK BASKİL KARAKOÇAN KEBAN KOVANCILAR MADEN PALU SİVRİCE ÇAYIRLI İLİÇ KEMAH KEMALİYE OTLUKBELİ REFAHİYE TERCAN ÜZÜMLÜ AŞKALE AZİZİYE ÇAT HINIS HORASAN İSPİR KARAÇOBAN KARAYAZI KÖPRÜKÖY NARMAN OLTU OLUR PALANDÖKEN PASİNLER PAZARYOLU ŞENKAYA TEKMAN TORTUM UZUNDERE YAKUTİYE ALPU BEYLİKOVA ÇİFTELER GÜNYÜZÜ HAN İNÖNÜ MAHMUDİYE MİHALGAZİ MİHALIÇÇIK ODUNPAZARI SARICAKAYA SEYİTGAZİ SİVRİHİSAR TEPEBAŞI ARABAN İSLAHİYE KARKAMIŞ NİZİP NURDAĞI OĞUZELİ ŞAHİNBEY ŞEHİTKAMİL YAVUZELİ ALUCRA BULANCAK ÇAMOLUK ÇANAKÇI DERELİ DOĞANKENT ESPİYE EYNESİL GÖRELE GÜCE KEŞAP PİRAZİZ ŞEBİNKARAHİSAR TİREBOLU YAĞLIDERE KELKİT KÖSE KÜRTÜN ŞİRAN TORUL ÇUKURCA ŞEMDİNLİ YÜKSEKOVA ALTINÖZÜ BELEN DÖRTYOL ERZİN HASSA İSKENDERUN KIRIKHAN KUMLU REYHANLI SAMANDAĞ YAYLADAĞI AKSU ATABEY EĞİRDİR GELENDOST GÖNEN KEÇİBORLU SENİRKENT SÜTÇÜLER ŞARKİKARAAĞAÇ ULUBORLU YALVAÇ YENİŞARBADEMLİ AKDENİZ ANAMUR AYDINCIK BOZYAZI ÇAMLIYAYLA ERDEMLİ GÜLNAR MEZİTLİ MUT SİLİFKE TARSUS TOROSLAR YENİŞEHİR ADALAR ARNAVUTKÖY ATAŞEHİR AVCILAR BAĞCILAR BAHÇELİEVLER BAKIRKÖY BAŞAKŞEHİR BAYRAMPAŞA BEŞİKTAŞ BEYKOZ BEYLİKDÜZÜ BEYOĞLU BÜYÜKÇEKMECE ÇATALCA ÇEKMEKÖY ESENLER ESENYURT EYÜP FATİH GAZİOSMANPAŞA GÜNGÖREN KADIKÖY KAĞITHANE KARTAL KÜÇÜKÇEKMECE MALTEPE PENDİK SANCAKTEPE SARIYER SİLİVRİ SULTANBEYLİ SULTANGAZİ ŞİLE ŞİŞLİ TUZLA ÜMRANİYE ÜSKÜDAR ZEYTİNBURNU ALİAĞA BALÇOVA BAYINDIR BAYRAKLI BERGAMA BEYDAĞ BORNOVA BUCA ÇEŞME ÇİĞLİ DİKİLİ FOÇA GAZİEMİR GÜZELBAHÇE KARABAĞLAR KARABURUN KARŞIYAKA KEMALPAŞA KINIK KİRAZ KONAK MENDERES MENEMEN NARLIDERE ÖDEMİŞ SEFERİHİSAR SELÇUK TİRE TORBALI URLA AKYAKA ARPAÇAY DİGOR KAĞIZMAN SARIKAMIŞ SELİM SUSUZ ABANA AĞLI ARAÇ AZDAVAY BOZKURT CİDE ÇATALZEYTİN DADAY DEVREKANİ DOĞANYURT HANÖNÜ İHSANGAZİ İNEBOLU KÜRE PINARBAŞI SEYDİLER ŞENPAZAR TAŞKÖPRÜ TOSYA AKKIŞLA BÜNYAN DEVELİ FELAHİYE HACILAR İNCESU KOCASİNAN MELİKGAZİ ÖZVATAN PINARBAŞI SARIOĞLAN SARIZ TALAS TOMARZA YAHYALI YEŞİLHİSAR BABAESKİ DEMİRKÖY KOFÇAZ LÜLEBURGAZ PEHLİVANKÖY PINARHİSAR VİZE AKÇAKENT AKPINAR BOZTEPE ÇİÇEKDAĞI KAMAN MUCUR BAŞİSKELE ÇAYIROVA DARICA DERİNCE DİLOVASI GEBZE GÖLCÜK İZMİT KANDIRA KARAMÜRSEL KARTEPE KÖRFEZ AHIRLI AKÖREN AKŞEHİR ALTINEKİN BEYŞEHİR BOZKIR CİHANBEYLİ ÇELTİK ÇUMRA DERBENT DEREBUCAK DOĞANHİSAR EMİRGAZİ EREĞLİ GÜNEYSINIR HADİM HALKAPINAR HÜYÜK ILGIN KADINHANI KARAPINAR KARATAY KULU MERAM SARAYÖNÜ SELÇUKLU SEYDİŞEHİR TAŞKENT TUZLUKÇU YALIHÜYÜK YUNAK ALTINTAŞ ASLANAPA ÇAVDARHİSAR DOMANİÇ DUMLUPINAR EMET GEDİZ HİSARCIK PAZARLAR SİMAV ŞAPHANE TAVŞANLI AKÇADAĞ ARAPGİR ARGUVAN BATTALGAZİ DARENDE DOĞANŞEHİR DOĞANYOL HEKİMHAN KALE KULUNCAK PÜTÜRGE YAZIHAN YEŞİLYURT AHMETLİ AKHİSAR ALAŞEHİR DEMİRCİ GÖLMARMARA GÖRDES KIRKAĞAÇ KÖPRÜBAŞI KULA SALİHLİ SARIGÖL SARUHANLI SELENDİ SOMA TURGUTLU AFŞİN ANDIRIN ÇAĞLAYANCERİT EKİNÖZÜ ELBİSTAN GÖKSUN NURHAK PAZARCIK TÜRKOĞLU DARGEÇİT DERİK KIZILTEPE MAZIDAĞI MİDYAT NUSAYBİN ÖMERLİ SAVUR YEŞİLLİ BODRUM DALAMAN DATÇA FETHİYE KAVAKLIDERE KÖYCEĞİZ MARMARİS MİLAS ORTACA ULA YATAĞAN BULANIK HASKÖY KORKUT MALAZGİRT VARTO ACIGÖL AVANOS DERİNKUYU GÜLŞEHİR HACIBEKTAŞ KOZAKLI ÜRGÜP ALTUNHİSAR BOR ÇAMARDI ÇİFTLİK ULUKIŞLA AKKUŞ AYBASTI ÇAMAŞ ÇATALPINAR ÇAYBAŞI FATSA GÖLKÖY GÜLYALI GÜRGENTEPE İKİZCE KABADÜZ KABATAŞ KORGAN KUMRU MESUDİYE PERŞEMBE ULUBEY ÜNYE ARDEŞEN ÇAMLIHEMŞİN ÇAYELİ DEREPAZARI FINDIKLI GÜNEYSU HEMŞİN İKİZDERE İYİDERE KALKANDERE PAZAR ADAPAZARI AKYAZI ARİFİYE ERENLER FERİZLİ GEYVE HENDEK KARAPÜRÇEK KARASU KAYNARCA KOCAALİ PAMUKOVA SAPANCA SERDİVAN SÖĞÜTLÜ TARAKLI 19 MAYIS ALAÇAM ASARCIK ATAKUM AYVACIK BAFRA CANİK ÇARŞAMBA HAVZA İLKADIM KAVAK LADİK SALIPAZARI TEKKEKÖY TERME VEZİRKÖPRÜ YAKAKENT AYDINLAR BAYKAN ERUH KURTALAN PERVARİ ŞİRVAN AYANCIK BOYABAT DİKMEN DURAĞAN ERFELEK GERZE SARAYDÜZÜ TÜRKELİ AKINCILAR ALTINYAYLA DİVRİĞİ DOĞANŞAR GEMEREK GÖLOVA GÜRÜN HAFİK İMRANLI KANGAL KOYULHİSAR SUŞEHRİ ŞARKIŞLA ULAŞ YILDIZELİ ZARA ÇERKEZKÖY ÇORLU HAYRABOLU MALKARA MARMARAEREĞLİSİ MURATLI SARAY ŞARKÖY ALMUS ARTOVA BAŞÇİFTLİK ERBAA NİKSAR PAZAR REŞADİYE SULUSARAY TURHAL YEŞİLYURT ZİLE AKÇAABAT ARAKLI ARSİN BEŞİKDÜZÜ ÇARŞIBAŞI ÇAYKARA DERNEKPAZARI DÜZKÖY HAYRAT KÖPRÜBAŞI MAÇKA OF SÜRMENE ŞALPAZARI TONYA VAKFIKEBİR YOMRA ÇEMİŞGEZEK HOZAT MAZGİRT NAZIMİYE OVACIK PERTEK PÜLÜMÜR AKÇAKALE BİRECİK BOZOVA CEYLANPINAR HALFETİ HARRAN HİLVAN SİVEREK SURUÇ VİRANŞEHİR BANAZ EŞME KARAHALLI SİVASLI ULUBEY BAHÇESARAY BAŞKALE ÇALDIRAN ÇATAK EDREMİT ERCİŞ GEVAŞ GÜRPINAR MURADİYE ÖZALP SARAY AKDAĞMADENİ AYDINCIK BOĞAZLIYAN ÇANDIR ÇAYIRALAN ÇEKEREK KADIŞEHRİ SARAYKENT SARIKAYA SORGUN ŞEFAATLİ YENİFAKILI YERKÖY ALAPLI ÇAYCUMA DEVREK EREĞLİ GÖKÇEBEY AĞAÇÖREN ESKİL GÜLAĞAÇ GÜZELYURT ORTAKÖY SARIYAHŞİ AYDINTEPE DEMİRÖZÜ AYRANCI BAŞYAYLA ERMENEK KAZIMKARABEKİR SARIVELİLER BAHŞİLİ BALIŞEYH ÇELEBİ DELİCE KARAKEÇİLİ KESKİN SULAKYURT YAHŞİHAN BEŞİRİ GERCÜŞ HASANKEYF KOZLUK SASON BEYTÜŞŞEBAP CİZRE GÜÇLÜKONAK İDİL SİLOPİ ULUDERE AMASRA KURUCAŞİLE ULUS ÇILDIR DAMAL GÖLE HANAK POSOF ARALIK KARAKOYUNLU TUZLUCA ALTINOVA ARMUTLU ÇINARCIK ÇİFTLİKKÖY TERMAL EFLANİ ESKİPAZAR OVACIK SAFRANBOLU YENİCE ELBEYLİ MUSABEYLİ POLATELİ BAHÇE DÜZİÇİ HASANBEYLİ KADİRLİ SUMBAS TOPRAKKALE AKÇAKOCA CUMAYERİ ÇİLİMLİ GÖLYAKA GÜMÜŞOVA KAYNAŞLI YIĞILCA

HABER ARŞİVİ

Sebil Tipi Reverse Osmosis

Reverse Osmosis

Tandem Yumuşatma Sistemi

Filtrasyon Sistemleri

Otomatik yumuşatma Sistemleri

U.V Dejenfeksiyon Sistemleri

DM-02 Daire Modeli

TA-02 Tezgah Altı Modeli

NS-03 Portatif Model

NS-02 Portatif Model

Bu sitedeki Dökümanlar A-SU Su Arıtma Sistemleri'ne Aittir. İzinsiz Kopyalanması Ya da Başka Sitelerde Yayınlanması Yasaktır

Çalıştığımız İller

ADANA SU ARITMA
ADIYAMAN SU ARITMA
AFYON SU ARITMA
AĞRI SU ARITMA
AKSARAY SU ARITMA
AMASYA SU ARITMA
ANKARA SU ARITMA
ANTALYA SU ARITMA
ARDAHAN SU ARITMA
ARTVİN SU ARITMA
AYDIN SU ARITMA
BALIKESİR SU ARITMA
BARTIN SU ARITMA
BATMAN SU ARITMA
BAYBURT SU ARITMA
BİLECİK SU ARITMA
BİNGÖL SU ARITMA
BİTLİS SU ARITMA
BOLU SU ARITMA
BURDUR SU ARITMA
BURSA SU ARITMA
ÇANAKKALE SU ARITMA
ÇANKIRI SU ARITMA
ÇORUM SU ARITMA
DENİZLİ SU ARITMA
DİYARBAKIR SU ARITMA
DÜZCE SU ARITMA
EDİRNE SU ARITMA
ELAZIĞ SU ARITMA
ERZİNCAN SU ARITMA
ERZURUM SU ARITMA
ESKİŞEHİR SU ARITMA
GAZİANTEP SU ARITMA
GİRESUN SU ARITMA
GÜMÜŞHANE SU ARITMA
HAKKARİ SU ARITMA
HATAY SU ARITMA
IĞDIR SU ARITMA
ISPARTA SU ARITMA
İSTANBUL SU ARITMA
İZMİR SU ARITMA
K.MARAŞ SU ARITMA
KARABÜK SU ARITMA
KARAMAN SU ARITMA
KARS SU ARITMA
KASTAMONU SU ARITMA
KAYSERİ SU ARITMA
KIRIKKALE SU ARITMA
KIRKLARELİ SU ARITMA
KIRŞEHİR SU ARITMA
KİLİS SU ARITMA
KOCAELİ SU ARITMA
KONYA SU ARITMA
KÜTAHYA SU ARITMA
MALATYA SU ARITMA
MANİSA SU ARITMA
MARDİN SU ARITMA
MERSİN SU ARITMA
MUĞLA SU ARITMA
MUŞ SU ARITMA
NEVŞEHİR SU ARITMA
NİĞDE SU ARITMA
ORDU SU ARITMA
OSMANİYE SU ARITMA
RİZE SU ARITMA
SAKARYA SU ARITMA
SAMSUN SU ARITMA
SİİRT SU ARITMA
SİNOP SU ARITMA
SİVAS SU ARITMA
ŞANLIURFA SU ARITMA
ŞIRNAK SU ARITMA
TEKİRDAĞ SU ARITMA
TOKAT SU ARITMA
TRABZON SU ARITMA
TUNCELİ SU ARITMA
UŞAK SU ARITMA
VAN SU ARITMA
YALOVA SU ARITMA
YOZGAT SU ARITMA
ZONGULDAK SU ARITMA